banner77

banner69

banner88

14.01.2026, 10:50 350

Mobilyadan notlar

2021'de dünya mobilya üretimi, 5.131 milyar ABD doları değerindeyken, Türkiye’deki mobilya üretimi 2023 yılında 14 milyar dolar olarak ölçümlenmiştir. 2023 yılında 4,5 milyar doların üstünde bir ihracat değeri bulunmaktadır.

Türkiye’de mobilyacılık sektörü, inşaat ve tekstil sektöründen sonra en fazla işgücünü barındıran sektördür.

Çin, dünya mobilya ihracatının %40’ını gerçekleştirirken, Çin’i sırasıyla %12 ile ABD, %4 ile İtalya, %4 ile Almanya, % 4 ile Vietnam, %3 ile Hindistan ve %1 ile Türkiye takip etmektedir.

Mobilya sanayi, katma değer açısından da ülkemizin önde gelen sektörlerinden olup ihracatta yerli kaynakları en çok kullanan ve ithal ürünlere bağımlılığı en az olan sektörlerden biri olarak ekonomiye katkısı artarak devam etmektedir

Türkiye’nin mobilya ihracatı son yıllarda sürekli artış göstermiştir. Mobilya sektörü, ihracatı ithalatından yüksek olan nadir sektörlerden biridir. Mobilya sektörünün hızlı büyümesinde Türkiye’de mobilya üreticilerinin organize ve entegre üretime geçmelerinin büyük payı bulunmasının yanı sıra, dünya mobilya ticaretindeki canlılık da önemli bir rol oynamaktadır.

Türkiye’nin uluslararası piyasalarda mobilya sektöründe rekabet gücünün artırılarak geliştirilmesi gerekmektedir. Ancak sektörde çok sayıda sorunun olduğu görülmektedir. Bu sorunları şu şekilde sıralamak mümkündür:

Markalaşma: Her ülke sahip olduğu markalar kadar güçlü ve rekabetçidir. Sektörün öne çıkan üreticilerinin marka olgusuna verdiği önemi ve yaptıkları yatırımı orta ve küçük ölçekli firmaların da yapmaları gerekmektedir. Bu nedenle ülkemizde mobilya marka ve ürünlerinin olgunlaşmasını sağlamak ve dünya standartlarına uygun, kaliteli ve özgün tasarımlı mobilyalar ile rekabetçi fiyatlara sahip olan mobilya kimliğinin oluşturulması gerekmektedir.

Mesleki Eğitim: Mobilya sektörü, Türkiye’de ağırlıklı olarak geleneksel zanaatın sürdürüldüğü emek yoğun bir sektördür. Türkiye’de mobilya sektöründe yer alan küçük ve orta ölçekli işletmelerin çoğunluğunun gerek teknolojik açıdan gerekse kalifiye teknik eleman yetersizliği açısından sorun yaşadığı görülmektedir. Sektörde uzun dönemli personel çalıştırılmamakta ve personel devir hızı oldukça yüksek seyretmektedir. Bu durum üretilen ürünün kalitesini düşürürken, diğer yandan dış piyasaların ihtiyaçlarının karşılanmasında sorun doğurmaktadır. Sektöre kalifiye işgücü sağlaması beklenilen, mobilya eğitimi veren mevcut okulların nitelik ve nicelik yönünden sektörün beklentilerini karşılamakta yetersiz kaldığı, sektörde yetişmiş elemana verilen değerin de az olduğu, görülmektedir.

Tasarım ve Ar-Ge: Dünya pazarında ülkelerin rekabet gücünde en önemli unsur modern tasarıma verilen önemdir. Tasarım, birçok sektöre göre mobilya sektöründe daha önemli ve rekabet gücü üzerindeki etkisi daha yüksektir. İyi bir tasarım beraberinde müşteri istek ve ihtiyaçlarına uygun olmakla birlikte, firmanın ürettiği ürünü karlı satma fırsatı sunarak firmanın piyasadaki imajına olumlu katkıda bulunmaktadır. Ancak ülkemizde tasarım konusunda mobilya sektöründe taklitçiliğin çok yaygın olduğu görülmektedir. Sektörde tasarımın geliştirilmesi için, üniversiteler düzeyinde mobilya tasarımı ön plana çıkarılmalı ve tasarım yönetiminin önemi artırılmalıdır. Tasarım konusunda fikri mülkiyet haklarının etkin korunması ve ihlallerin cezalandırıldığı sistemin yerleştirilmesi gerekmektedir.

Deneyim eksikliği: Türkiye’de mobilya sektörü, uluslararası piyasalarda istenilen yeri henüz elde edememiştir. Atölye tipi faaliyetlerden ve KOBİ’lerden oluşan uluslararası rekabete girme konusunda gerek teknolojik altyapı gerekse sermaye birikimi açısından yetersiz kalmakta ve bu nedenle iç pazara yönelik üretim yapmayı tercih etmektedirler. Bu nedenle deneyim eksikliği ortaya çıkmakta bu durum da sektörde kümelenme faaliyetine önem kazandırmaktadır. Ayrıca işletmelere dış pazarlara ait bilgi ulaştırılması, bu pazarların tanıtılması, uluslararası sergi ve fuarlara katılımının teşvik edilmesi gerekmektedir.

Maliyet Unsuru: Mobilya ürünlerinin büyük hacimli olmaları nedeniyle gerek yurt içi satışlarda gerekse yurt dışı nakliye bedelleri önemli bir maliyet öğesi olmaktadır. Ayrıca sektörde maliyetleri yükselten vergi ve SSK primleri de maliyeti artırmaktadır. Girdi maliyetlerinin düşürülmesi, Satış Sonrası Hizmetlerin profesyonelleşmesi ile sektörün dünya piyasalarındaki rekabet gücünü artıracağı açıktır.

Üretim Teknolojisi: Türkiye’de mobilya sektörü küçük ölçekli firmalardan oluşmaktadır. Küçük ölçekli firmalardan oluşması zanaat geleneğinin devam ettirmesi anlamına gelmektedir. Mobilya sektörü kendi içerisinde üretim hacmi, verimlilik ve kapasite konularında önemli sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Mobilya sektörü, siparişe dayalı bir sistemle işletmekte bu da üretim yönetimi anlamında verimli olmayan bir yöntemdir. Bu nedenle seri üretim ve otomasyon teknolojilerine gereken önem verilerek, seri üretim yapan firmaların belirli konularda uzmanlaşmaları sağlanarak, yeni üretim teknolojilerini kullanmaları teşvik edilmelidir

Hammadde: Mobilya sektöründe en önemli girdi hammaddedir. Mobilya sektöründe faaliyette bulunan işletmelerin hammadde girdileri mobilyanın türüne göre değişmektedir. Üretim aşamasında belirleyici unsur olan hammaddenin yeterli miktarda ve istenilen kalitede olmaması sektörün rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir.

Pazarlama: Mobilya sektörünün tüketici ile buluşma aşamasında pazarlamanın önemli bir işlevi bulunmaktadır. Türkiye’de mobilya sektöründe pazarlama konusunda eksiklikler bulunmaktadır. Sektörün ağırlıklı olarak KOBİ’lerden oluşması nedeniyle yürütülen pazarlama faaliyetleri dış piyasalarda yetersiz kalmaktadır.

Enerji Fiyatları: Türkiye’de enerji fiyatları rakip ülkelere göre yüksek düzeydedir. Üretimi ve ihracatı teşvik etmek amacıyla enerji fiyatlarıyla ilgili yapılacak düzenlemeler sektörün rekabet gücünün artmasına yardımcı olacaktır.

Sermaye Yetersizliği: Büyük kısmı KOBİ’lerden oluşan sektörde, sermaye yetersizliği ve kredi maliyetlerinin yüksekliği büyük sorundur. İşletmeler, ticari bankalardan uygun koşullarda kredi temininde zorlandıklarından dolayı faaliyetlerini genellikle öz kaynaklarından finanse etmektedirler.

Fiziki Yetersizlik: Şehir içinde düzensiz, uygun olmayan mekânlarda imalat yapan firmalar bu açıdan sıkıntı yaşamaktadırlar. Uygun fiziki şartların sağlanması için planlı proje ve altyapısı tamamlanmış küçük sanayi siteleri ve organize sanayi bölgeleri oluşturulması sektörün gelişimine katkıda bulunacaktır.

Fason İmalat: Kısa vadede gelişmiş ülke üretim metotları, tecrübeleri ve teknoloji transferi, tecrübe kazanma ve kaliteyi yükseltme açısından fason üretim yararlı olabilir. Ancak kalite kontrolün bir kültür olarak yerleşmesi sağlanmalıdır.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner100
13°
az bulutlu
banner62
banner89