Şantiyelerde alarm zilleri çalıyor
Bölgemizde konut ve yapılaşma tüm hızıyla devam ediyor. Vinçler dönüyor, projeler yükseliyor. Ancak şantiyelerde konuşulan ortak bir sorun var: kalifiye eleman bulamamak. Bugün birçok şantiyede asıl eksik olan beton ya da demir değil, işi bilen insan.
Usta sayısı her geçen gün azalıyor. Deneyimli ustalar farklı alanlara yöneliyor ya da sektörden ayrılıyor. Gençler için bir dönem önemli bir meslek kapısı olan inşaat, bugün yeterince cazip bir kariyer alanı olarak görülmüyor.
Bir dönem meslek öğrenmenin en doğal ve en sağlam yolu olan usta-çırak ilişkisi, günümüzde büyük ölçüde ortadan kalkmış durumda. Meslek liseleri ve uygulamalı eğitimler ise sahada ihtiyaç duyulan pratik becerileri kazandırmakta yetersiz kalıyor. Bunun bedelini hem işveren hem de tüketici ödüyor: geciken teslimatlar, artan maliyetler ve düşen işçilik kalitesi.
Somut bir örnek vermek gerekirse; Bursa ‘da konut projesi yürüten bazı firmaların, kaba inşaatı planlanan sürede tamamlamasına rağmen ince işlerde ciddi zaman kayıpları yaşadığı, nitelikli usta bulmakta zorlandığı, işi parça parça ilerletmek zorunda kaldığı, bu durumun da hem süreçleri uzattığı hem de proje maliyetlerini artırdığı konuşuluyor. Sonuç olarak teslim takvimleri sarkıyor ve müşteri memnuniyeti olumsuz etkileniyor.
Bu noktada yapılması gereken bellidir. Mesleki eğitimin sahayla daha güçlü şekilde buluşturulması, usta yetiştirmeyi teşvik eden modellerin yaygınlaştırılması ve insan kaynağını merkeze alan uzun vadeli bir bakış açısının benimsenmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Aksi halde bugün konuşulan sorunlar, yarının daha büyük krizleri olarak karşımıza çıkacaktır.
Unutulmamalıdır ki inşaat sektörü yalnızca beton, demir ve projeden ibaret değildir. Bu sektörün asıl taşıyıcı kolonu insan gücüdür. Kalifiye eleman sorunu çözülmedikçe, yarım kalan şantiyeler ve geciken teslimler gündemde kalmaya devam edecektir.

