banner77

banner69

banner88

17.02.2026, 13:37 87

Politika böyle üretilir

Son yılların en önemli iki küresel sorunu;

Dünya nüfusunun üstel biçimde artması

İklim değişikliği

Kentsel büyüme özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha keskin biçimde yaşanmaktadır. Bu ülkelerde 2050 yılına kadar nüfusun %68’inin kentsel alanlarda yaşayacağı öngörülmektedir. Bu hızlı ve kontrolsüz büyüme;

Yetersiz konut üretimi

Enerji tüketiminde artış

Çevresel kirlilik

Doğal afetlere karşı kırılganlık, gibi sorunları derinleştirmektedir.

Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası verilerine göre, 2030 yılına kadar dünya nüfusu 8,5 milyara ulaşacaktır. Önümüzdeki on yıl içinde yaklaşık 3 milyar insanın yeni konut ve temel kentsel altyapıya erişime ihtiyaç duyacağı tahmin edilmektedir.

Kentsel gelişimin iklim değişikliği üzerindeki etkisi son derece büyüktür. Küresel ölçekte şehirler:

Dünya enerji tüketiminin yaklaşık %75’ini

Küresel sera gazı emisyonlarının büyük bölümünü, oluşturmaktadır.

Bu tüketimin önemli bir kısmı, doğrudan binaların inşası ve işletilmesiyle ilişkilidir.

2020 yılında küresel ölçekte:

• İnşaat sektörü toplam nihai enerji tüketiminin %36’sından

• Küresel CO₂ eşdeğeri emisyonların %37’sinden sorumlu olmuştur. Pandemi nedeniyle geçici bir düşüş yaşanmış olsa da yapısal bir dönüşüm gerçekleşmediği sürece bu oranların yeniden artacağı açıktır.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), inşaat sektörünün karbon azaltımı için üç temel strateji önermektedir:

Enerji talebinin azaltılması (verimlilik, davranış değişimi)

Enerji arzının karbonsuzlaştırılması (yenilenebilir enerji kullanımı)

Yapı malzemelerinde gömülü karbonun azaltılması (Ahşap Konut Sistemi)

Türkiye, Paris Anlaşması’na taraf bir ülke olarak, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kalkınma yoluna girme taahhüdünde bulunmuştur.

➢ 2030 Yılına kadar karbon emisyonlarında %21 indirme sözü…

➢ 2050 yılında sıfır karbon…

2050’ye kadar, ülkedeki bina sayısının iki katına çıkması beklenmektedir. Mevcut eğilimler devam ettiği takdirde, enerji tüketimi ve emisyon artışı, karbon nötrlük hedefiyle açıkça çelişmektedir.

Buna paralel olarak ülkede ciddi bir konut açığı bulunmaktadır.

Bu ölçekte bir üretim ihtiyacı, geleneksel beton ve çelik ağırlıklı yöntemlerle gerçekleştirildiğinde:

Emisyonları artıracak

Enerji tüketimini yükseltecek

Sürdürülebilirlik hedefleriyle çelişecektir

Teknolojik ahşap inşaatının yaşam döngüsüne odaklanan 62 hakemli makale incelenmiş, çalışmanın ortak sonucu olarak, betonarme yapıların, teknolojik ahşap ürünleri ile inşası değiştirilirse, sera gazı emisyonlarının yaklaşık %43’ünün önleneceği sonucuna varılmıştır.

Araştırmalar göstermektedir ki:

1 m³ yapısal ahşap, ortalama olarak yaklaşık 0,8–1 ton CO₂ eşdeğeri karbonu bünyesinde depolayabilir.

Aynı taşıyıcı performans için kullanılan betonarme veya çelik sistemler ise, üretim süreçleri nedeniyle net pozitif emisyona sahiptir.

Dünya bu konuda farklı tedbirler alarak karbon ayak izini azaltmaya çalışıyor:

2018 yılında Fransız hükümeti, kamuya ait yeni binalarda: yapı malzemesinin en az %50’sinin ahşap veya biyobazlı malzemelerden oluşması şartını getirmiştir.

Avusturya Hükümeti, CLT üretim teknolojilerine erken dönemde yatırım yapmış, üniversiteler aracılığıyla Ar-Ge desteklemiş, Ahşap yapı mühendisliği alanında uzmanlık geliştirmiştir.

Kanada Hükümeti, kamu destekli yüksek katlı ahşap projeler hayata geçirilmiş, bu projeler üzerinden teknik veri üretilmiş, elde edilen bilgiler yapı yönetmeliklerinin güncellenmesinde kullanılmıştır.

İsveç Hükümeti; birçok belediye kendi iklim hedefleri doğrultusunda, belediye projelerinde ahşap kullanımını teşvik etmiş, yerel planlama süreçlerinde düşük karbon kriterlerini uygulamıştır.

ABD halkının %90’lar civarında ahşap konutta oturması sağlanmış.

Türkiye için temel sorunun “yapılabilirlik” değil, “yönetişim ve politika tasarımı” olduğu ortadadır.

Yapılması gerekenleri de bir başka yazımıza bırakalım.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner100
13°
az bulutlu
banner62
banner89