banner77

banner69

banner88

19.05.2026, 12:05 4

Kalkınma Planı

1950 yılında 10 milyonun üzerinde nüfusu olan şehir sayısı sadece iki iken, 2025-2030 döneminde dünya genelinde yaklaşık 630 milyon kişinin 40 mega kentte yaşaması beklenmektedir. Neredeyse 1 milyar insan şehirlerde yaşamayı tercih ediyor ya da yaşamak istemektedir. 2050 yılı itibarıyla dünya nüfusunun üçte ikisinin kentsel alanda yaşayacağı öngörülmektedir.

Dünyadaki toplam arazinin yüzde 2’sini kaplayan kentlerde küresel hasılanın yaklaşık yüzde 80’i üretilmektedir. Küresel enerji tüketiminin yüzde 78’i, sera gazı emisyonunun ve atıkların yüzde 60’ından fazlası kent kaynaklıdır.

Bu rakamlar bize aslında şehir planlama disiplinin daha çok iş alanı olması gerektiğini gösterirken, neden şehir planlama konusunda çalışan uzmanların çalışma alanları gitgide kısıtlanmaktadır.

Türkiye 12. Kalkınma Planı (2023-2028) maddelerine bakıldığında; 2053 yılında Türkiye “Doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi, enerji dönüşümü, yeşil altyapı ve döngüsel ekonomi yatırımları, çevre koruma ve yeşil teknolojilerin yerli üretim imkânlarıyla yaygınlaştırılması gibi alanlarda kararlı adımlar atılarak küresel ölçekte etkili bir oyuncu olarak kalkınma önceliklerimize halel getirmeden 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşılacaktır. Bu çerçevede, enerji, binalar, sanayi, ulaştırma, tarım ve ormancılık sektörlerinde Plan öncesi eğilimlerin devam ettiği mevcut senaryoya kıyasla yapılması gereken ilave yatırımların milli gelire oranla en az yıllık ortalama yüzde 1,7 seviyelerinde olması, bunun yaklaşık 1 puanının özel sektör, 0,7 puanının ise kamu kesimi kaynaklı olması öngörülmektedir. Bununla beraber, söz konusu yatırımlarla sağlanacak yeşil dönüşümün, enerji ithalatı, fosil yakıt kaynaklı hava kirliliği, tarımda hasat kaybı ve trafik sıkışıklığı ile kazalarındaki azalışlar kanalıyla milli gelirin yıllık ortalama yüzde 7,8’ine kadar ulaşabilecek ekonomik ve çevresel fayda potansiyeli bulunmaktadır.” denmektedir.

Bu maddelerin neredeyse tamamı şehir planlama esasları ile birlikte ele alınması gereken unsurlardır. Mekânsal planlama anlayışının sürdürülebilirlik ve dirençlilik ilkeleri çerçevesinde geliştirilebilmesi için kurumsal, teknik ve beşeri kapasite geliştirileceğinin belirtilmesi de yine her şeyin başının planlama olduğunu bize göstermektedir.

Türkiye 12. Kalkınma Planı Şehirleşme Başlığındaki maddelerde bize şehir planlamanın önemini vurgulamaktadır.

İklim değişikliği ve afetlere karşı dirençli, tarihi ve kültürel birikimiyle uyumlu nitelikli yerleşim alanlarına sahip, herkes için erişilebilir kentsel hizmetler sunulan, yaşam kalitesi yüksek, yeşil ve dijital teknolojilere dayalı akıllı, güvenli, sürdürülebilir şehir ve yerleşimler oluşturmak temel amaçtır.

Şehirlerin planlamasında iklim değişikliği ve afetlere karşı dirençliliğin sağlanması, coğrafi özellikler ile kültürel ve doğal değerlerin gözetilmesi esas alınacak, başta yeşil alanlar olmak üzere kamusal alanların erişilebilirlik ve kapsayıcılık ilkesi çerçevesinde oluşturulması ve korunması sağlanacaktır.

Mekânsal planların yapımında ve uygulanmasında dirençliliğin sağlanmasına yönelik önlem ve kriterler belirlenerek yerleşme ve yapılaşma koşullarına ilişkin mevzuat yeniden düzenlenecektir.

Mekânsal planların yapımında afet tehlike ve riskleri ile dirençliliğe yönelik analizlerin yapılmasında kullanılacak veri ve bilgi sistemi altyapısı geliştirilecektir.

Kentsel dirençliliği artırmaya yönelik analizler kullanılarak sakınım önlem ve risk azaltmaya ilişkin çalışmalar yürütülecektir.

Teknik ve sosyal altyapı alan standartları; yerleşimlerin coğrafi, demografik, kültürel ve sosyal özellikleri ve ihtiyaçları ile kapsayıcılık ilkesi çerçevesinde yerel yönetimlerle işbirliği içerisinde geliştirilecektir.

Şehirlerde yeşil alanlar şehir büyüklüğü, nüfus yoğunluğu, erişilebilirliği ile iklim ve coğrafyaya göre belirlenen tasarım kriterleri gözetilerek yeşil şehir vizyonu çerçevesinde bütüncül bir yaklaşımla planlanarak artırılacak, bu kriterler doğrultusunda tüm illerde millet bahçesi çalışmaları sürdürülecektir.

Mekânsal planlama sistemi, merkezi ve yerel kuruluşlar arası işbirliği ile vatandaş katılımı artırılarak ve izleme ve denetleme süreçleri etkinleştirilerek geliştirilecektir.

Planlama sürecinde vatandaş odaklı etkili katılım mekanizmaları oluşturulacak, izleme ve denetleme süreçleri geliştirilecek ve mevzuat bu kapsamda güncellenecektir.

Artan kentleşme baskısı ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda şehir planlama disiplini her zamankinden daha kritik hale gelmiş olsa da, bu alanın etkili olabilmesi için karar alma süreçlerinde güçlü ve bütüncül bir konuma kavuşturulması gerekmektedir.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner100
13°
az bulutlu
banner62
banner89