Bazen durup beklemek, en ileri adımdır
Antik Çağ filozoflarından Efesli Heraklitos milat öncesinden bize “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” diye seslenmiştir.
Herakleitos, MÖ 6. yüzyılda Efes şehrinde yaşamış bir Yunan filozofudur. Sokrates'ten önce yaşamış Yunan filozofları arasında en bilinir Sokrates öncesi filozoflardan biridir. Düşünceleri, Platon, Aristoteles, Stoacılar, Schopenhauer, Nietzsche, Hegel, Marx, Heidegger, Jung, Kafka, Lenin ve daha birçok düşünürü etkilemiştir.
Herakleitos felsefesi, her şeyin sürekli değişim halinde olduğunu, akış içinde olduğunu öğretiyordu. Herakleitos zıtlıkların birliği kavramını ortaya koydu ve kozmik düzeni tanımlamak için 'Logos' terimini kullanan ilk Yunan filozofuydu.
Değişmeyen tek şeyin değişim olmasında bir sorun yok bana kalırsa.
Belki de asıl sorun, değişimin bir yarış gibi sunulmasıdır. Sürekli ileriye bakmamız, hızlanmamız, uyum sağlamamız beklenmekte. Oysa her değişim, herkes için aynı anlama gelmez ve aynı hızda yaşanmaz. Değişime ayak uyduramamak çoğu zaman bir eksiklik gibi gösterilmekte fakat bu her zaman geride kalmak anlamına gelmemektedir.
doğası gereği anlam kurarak yaşar. Anlam ise zamana, deneyime ve sürekliliğe ihtiyaç duyar. Değişimin baş döndürücü hızında bu süreklilik sık sık kesintiye uğrar. Bugün doğru kabul edilen, yarın geçersiz sayılabilmektedir. Bu durumda insanın durup düşünmesi, hatta direnmesi bir zayıflık değil; bir korunma biçimi olabilir.
Toplumsal düzeyde ise değişimin yıkıcılığı daha görünür hâle gelir. Modernleşme, teknolojik ilerleme ve küreselleşme; toplumları dönüştürürken gelenekleri, kültürel değerleri ve kolektif hafızayı aşındırabilir. Yeni olanın hızla kutsandığı bir dünyada, geçmiş çoğu zaman yük olarak görülür. Oysa geçmiş, bir toplumun kimliğini ve sürekliliğini sağlayan temel unsurlardan biridir. Değişim bu bağı kopardığında, toplumsal hafızada derin çatlaklar oluşur.
Değişim, kaçınılmaz olduğu kadar çelişkili bir olgudur. Onu yalnızca ilerleme olarak görmek, yıkıcı yönünü göz ardı etmek anlamına gelir. Değişim kaçınılmazdır; ancak onun nasıl yaşanacağı bizim tercihimizdir.
Değişime yetişmek zorunda değiliz; fakat onunla bilinçli bir ilişki kurmak zorundayız. Her değişim ilerleme değildir ve her direnç gericilik değildir. Asıl mesele, hızın değil insanın merkezde olduğu bir değişim anlayışını savunabilmektir. Bazen geri kalmak değil, durup beklemek en ileri adımdır.
Formun Üstü

