banner41

banner39

banner70

banner38

banner69

banner54

Nitelikli projelerin deneyimli ismi: Beydağ İnşaat

Sektörde 30.yılına yaklaşan Beydağ İnşaat, Bursa’nın yanı sıra Balıkesir ve Ordu’da yaptığı projelerle farkını ortaya koyuyor.

İNŞAAT 25.10.2021, 14:22 25.10.2021, 14:40
Nitelikli projelerin deneyimli ismi: Beydağ İnşaat
banner66

Ramazan Avşar tarafından 1993 yılında kurulan ve özellikle 2000 yılından sonrsa konut projelerine ağırlık vererek Bursa, Balıkesir ve Ordu’da projeler üreten Beydağ İnşaat, yoluna emin adımlarla yürüyor. Beydağ İnşaat’ın Yönetim Kurulu Başkanı İnşaat Mühendisi Yılmaz Avşar, çocukluğundan beri bu işin içinde olduğunu, dönem dönem sektörel sıkıntılar olsa da hep bu işin içinde yer aldıklarını ifade etti.

Ticareti bir kartopuna benzeten Avşar, sektöre ufak çaplı yap-sat işleriyle başladıklarını zamanla kartopu misali işlerinin ivmelenerek büyüdüğünü belirten Avşar, “Bursa içerisinde alternatifi olmayan lokasyonlarda nitelikli projeler yapmaya çalışıyoruz. Bursa’da Nilüfer ağırlıkta olmak üzere, Mudanya ve Yıldırım’da projeler yaptık, şimdi diğer bir merkez ilçe olan Osmangazi’de de bir projeye başlamak üzereyiz” dedi.

Bursa dışında da çalıştıklarını belirten Avşar, “Balıkesir Edremit Körfezi’nde 2015 yılından beri sürekli devam eden projelerimiz var. Ayvalık, Gömeç ve Edremit’te projeler yaptık. Ayrıca 2011 yılında Ordu’da bir yap-sat projesi yaptık” ifadelerini kullandı.

Projeleri hep ilgi çeken ancak son dönemde hayata geçirdikleri Dimora City projesinin çok fazla ilgi çekmesiyle ilgili konuşan Avşar, “Dimora City şu an Bursa’da en iyi konuma sahip projelerden biri. Bulunduğu çevrede de alternatifi olmayan bir proje. Projenin etrafı tamamen yeşil alanlarla çevrili ve tüm sosyal alt yapıları tamamlanmış durumda. Kolay ulaşım sağlanabilen, okullara, hastanelere, alışveriş merkezlerine yakın bir konumda. Projenin tasarımı sade, göz yorucu karmaşıklıktan uzak ve şık” dedi.

Sektörle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Avşar, artan girdi maliyetlerinin herkesi zorladığını, yeni projelere başlama konusunda tereddüt oluşturduğunu ifade etti. Avşar, “Büyük riskler alarak bu işleri yapıyoruz. Direk ve dolaylı olarak ülkenin en büyük istihdamını yaratıyoruz. Dışardan bakan herkese bu sektör çok karlı görünüyor. Ancak alınan risklere ve yapılan işlere bakınca genel ticari karlılığın altında karlılıkla çalışıyoruz. 5 sene öncesine baktığımız zaman sektörde önde olan birçok firma, ya şu anda sektörden çekilmiş durumda ya da çok daha küçük projelerle yoluna devam etmekte. 6-7 sene önceki inşaat miktarı ile bugünü kıyaslarsak sektörün ciddi anlamda daraldığını görürüz. Demek ki birçok firmada yeni proje için bir tereddüt var” şeklinde konuştu.

Geni iş insanı Yılmaz Avşar, Beydağ İnşaat’ın projelerinden sektörün son durumuna kadar, değerlendirmelerini Konut ve Yapı Gazetesi için yaptı.

Yılmaz Bey, röportajımızın başında sizi kısaca tanımak isteriz? Yılmaz Avşar kimdir?

1985 Malatya doğumluyum. Aynı sene babamlar Bursa’ya göç etmiş. Liseyi Bursa Anadolu Lisesi’nde okudum. Ardından İzmir Dokuz Eylül Üniversitesinde İnşaat Mühendisliği’ni bitirdim. Kendimi bildim bileli inşaatın içindeyim, ortaokuldan beri bütün tatillerde babamla birlikte inşaatlardaydım. Evliyim, bir çocuğum var.

Beydağ İnşaat’tan bahseder misiniz? Ne zaman ve nasıl kuruldu? Kurulduğu günden bu yana hangi aşamalardan geçti?

1993 yılında babam Ramazan Avşar tarafından kurulan bir şirketiz. 2000 yılına kadar çit sistemleri imalatı ve montajı işleri yapıldı. Bu iş hala devam etmektedir. 2000 yılına kadar şirketimizde yapılan ufak çaplı yap-sat işleri vardı, bu tarihten sonra inşaat işlerinde büyümeye başladık. Ticaret kartopu gibidir, önce küçük bir kartopu oluşturursunuz sonra karın üstünde yuvarladıkça büyür. Bizim işler de böyle, 10 daire ile başladığımız inşaat işleri ivmeli bir şekilde sürekli büyüdü. Bildiğimiz başka bir iş yok, en başından beri yaptığımız iş bu. Bazen az oldu, çok oldu, sektörel anlamda sıkıntılı dönemler oldu ama hep bildiğimiz işi yapmayı tercih ettik.

Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz projeler hangileri? Toplamda kaç proje bitirdiniz, kaç konut inşa ettiniz? Halen devam eden projeleriniz var mı?

Bursa’da Nilüfer ağırlıkta olmak üzere, Mudanya ve Yıldırım’da projeler yaptık, şimdi diğer bir merkez ilçe olan Osmangazi’de de bir projeye başlamak üzereyiz. Bursa içerisinde alternatifi olmayan lokasyonlarda nitelikli projeler yapmaya çalışıyoruz. Bursa dışında Balıkesir Edremit Körfezi’nde 2015 yılından beri sürekli devam eden projelerimiz var. Ayvalık, Gömeç ve Edremit’te projeler yaptık. Ayrıca 2011 yılında Ordu’da bir yap-sat projesi yaptık. Şu anda Bursa içerisinde Ataevler’de 800 daire ve 12.000 metrekare ticari alandan oluşan Dimora City projesi, İzmir yolunda içerisinde ticari alanlar ve ofisler barındıran 60.000 metrekare alana sahip Dimora Center projesi, Gümüştepe’de 3 ayrı projede toplam 50 villa bulunan, Vadi Gümüştepe, Avşar Konakları, Dimora Garden projeleri, Gömeç’te 60 adet villadan oluşan yazlık projemiz devam etmektedir. Ayrıca 2022’de Osmangazi’de başlayacak 500 daire ve 5000 metrekare ticari alana sahip bir projemiz var.

Projelerinizin hemen hepsi ilgi çekse de son projeniz Dimora City çok konuşuldu. Bu projeden ayrıntılı bir şekilde bahseder misiniz?

Bir projeyi oluşturan birçok unsur var, bunun ilki ve en önemlisi konumudur. Bütün projeyi buna göre şekillendirirsiniz. Dimora City de şuan Bursa’da en iyi konuma sahip projelerden biri. Bulunduğu çevrede de alternatifi olmayan bir proje. Projenin etrafı tamamen yeşil alanlarla çevrili ve tüm sosyal alt yapıları tamamlanmış durumda. Kolay ulaşım sağlanabilen, okullara, hastanelere, alışveriş merkezlerine yakın bir konumda. Projenin tasarımı sade, göz yorucu karmaşıklıktan uzak ve şık. Daha önce yaptığımız projelerde site altında bulunan ticari alanların kiralanmasına özen gösterdik. Bu dükkânları bünyemizde tuttuk ve siteye değer katacak ulusal ve uluslararası markalara kiralamalar yaptık. Bu projemizde de insanlarda aynı beklenti var ve biz de bu yönde kiralama anlaşmalarımıza başladık. Her marka geldiğinde sitedeki dairenin değerini yükseltecektir.

Sektör bir süredir sıkıntılarla boğuşuyor. Siz inşaat sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Sorunlarla ilgili çözüm önerileriniz nedir?

Sektör sürekli yeni sıkıntılarla karşılaşıyor ve boğuşuyor. Uzun bir dönem ekonomik krizle boğuşuldu, şimdi de yüksek enflasyonla boğuşuyoruz. Doğalgaza yüzde 15 zam geliyor, cama yüzde 18, seramiğe yüzde 15 zam yapıyorlar. Artık rutin olarak her hafta MDF’ye yüzde 10 zam geliyor. Sürekli çimentoya zam, yılbaşından itibaren bir pen firması şuanda 42. yeni listeye geçti. Senenin 40. haftasındayız, firma 42. listede. Türk lirasının döviz karşısında değerinin düşmesi bizim ürünlerin ihracatını hızlandırdı, üreticiler de iç piyasa yerine daha karlı olan yurt dışını tercih ediyor. Biz de içerde hem sürekli zam yiyoruz hem de mal bulamıyoruz.

Artan girdi maliyetleri yeni projelere başlama konusunda tereddüt oluşturuyor mu? Bu zamlar ve mevcut ekonomik durum önümüzdeki süreçte konut fiyatlarını etkileyecek mi?

Büyük riskler alarak bu işleri yapıyoruz. Direk ve dolaylı olarak ülkenin en büyük istihdamını yaratıyoruz. Dışardan bakan herkese bu sektör çok karlı görünüyor. Ancak alınan risklere ve yapılan işlere bakınca genel ticari karlılığın altında karlılıkla çalışıyoruz. 5 sene öncesine baktığımız zaman sektörde önde olan birçok firma, ya şu anda sektörden çekilmiş durumda ya da çok daha küçük projelerle yoluna devam etmekte. Tabi inşaat sektörüne farklı sektörlerde faaliyet gösterip de girenlerin neredeyse tamamı sektörden çıkmış durumda. 6-7 sene önceki inşaat miktarı ile bugünü kıyaslarsak sektörün ciddi anlamda daraldığını görürüz. Demek ki birçok firmada yeni proje için bir tereddüt var.

İnşaatın maliyetini hesaplayamıyoruz. Bu yüzden mümkün olduğu kadar elimizdeki malı satmadan projeyi bitirmeye çalışıyoruz. Bir sene önce satılan daireler bugün o paraya imal edilemeyecek durumda. Bu zamlar devam ettiği sürece konut fiyatları da yükselecektir.

İnşaat sektöründe neredeyse 30. yılınız. Bu süreci nasıl özetlersiniz? Geleceğe yönelik yeni hedefleriniz ve yatırımlarınız var mı? Beydağ İnşaat’ı farklı sektörlerde de görecek miyiz?

Çok dinamik bir işimiz var, sürekli bir devinim halindeyiz. Yeni yerler, yeni projeler, yeni ekipler, yeni müşteriler... Her proje yeni bir çocuk gibi, hepsi yeni bir heyecan. Geçen yılları, o yıllarda yapılan projelerle hatırlıyor, diğer yıllardan ayırt edebiliyoruz. Mesela 2007 deyince 23 Nisan’ın ilk projelerinden biri Burcu Sitesi aklıma gelir, 2011 deyince Ordu Nilüfer Park Evleri, 2015 deyince Ayvalık Konakları, 2017 deyince Özgürpark evleri. Şimdi 2021 Dimora yılı. Her yılın mutlaka bir projesi vardır.

Sektörde ciddi bir deneyimimiz ve marka değerimiz var. Bu işi yapabildiğimiz kadar devam ettirmek istiyoruz. Turizm, enerji ve geri dönüşüm alanında yatırımlarımız var, çağın gerekliliklerine uyarak yenilikçi yatırımlar yapmaya çalışıyoruz.

Projeleri oluştururken nelere dikkat ediyorsunuz? Projelerdeki Beydağ İnşaat farkını anlatır mısınız?

Projeler konumu ile şekillenir. Konuma göre bir müşteri portföyü oluştururuz, bu müşteri portföyüne göre de projeyi şekillendiririz. Proje aşamamız uzun sürüyor, çok defa yapılanları atıp da yeniden başladık, sonra projeyi uygularken yerinde de daha iyi olabilecek her şeye müdahil oluyoruz. İş yerimiz şantiyedir, ofiste oturduğumuz nadirdir. Bütün maliyet ve kar-zarar hesabını projenin başında yaparız, proje başladıktan sonra artık bunları unutur ve en iyisini yapabilmek için çaba harcarız. Her zaman yaptığımız işin arkasındayız.

Pandemi, konut tercihlerini etkiledi mi? Bahçeli evlere ilgi arttı mı? İnsanlar artık nasıl konutlar ve hangi daire tiplerini tercih ediyorlar?

Pandeminin hayatımızda etkilemediği hiçbir şey kalmadı, bu pandemi bitse bile yenilerinin olmayacağı ile ilgili bir garanti yok, dolayısıyla insanlar uzun vadede güvende olacağı, bütün ihtiyaçlarını karşılayacağı evler istiyor. Mesela pandemi döneminde evin en önemli yeri balkonlar oldu, ofisler kapanıp evden çalışmalar başlayınca artık çalışma odaları gereklilik haline geldi. Bahçeli evler ve özellikle yazlıklara talep arttı. İçinde yüzlerce kişinin olduğu oteller yerine insanlar yazlıkları tercih etmeye başladı. Hem yaşı büyük olup da riskli grupta olanlar hem de küçük çocuğu olup da evde tutamayanlar için bahçeli evler çok kıymetli hale geldi.

Firma olarak karşılaştığınız sorunlar var mı? Mesela nitelikli işgücüne erişim konusunda sıkıntı çekiyor musunuz? Ya da sektörünüzde haksız rekabet gibi bir durum var mı?

Nitelikliyi de geçtik artık niteliksiz bulmakta bile zorlanıyoruz. Kimse çocuğu inşaatta çalışsın istemiyor, herkes üniversite mezunu olsun istiyor ama bu da her sene daha fazla işsiz üniversiteli yaratıyor. Sayı ve adet artıyor ama nitelik azalıyor. Bunun yanında kalıp, seramik, sıva, mermer gibi işleri yapacak kişiler bulamıyoruz. Bu işleri yapan kişilerin maaşları mühendisleri geçti ama yine de bulunmuyor. Sadece bizim sektör için de değil, sanayi için de Teknik Liseler şart.

Bursa deprem kuşağında olan bir şehir, binlerce kaçak ve riskli yapı stokumuz var. Bursa bu tehlikeyi nasıl bertaraf eder? Kamu kurumlarına, sektörel derneklere ve sizin gibi özel şirketlere ne gibi görevler düşüyor?

Bunun tek çözümü kentsel dönüşüm. Bugüne kadar firma olarak 840 riskli daireyi yıktık. Yeni yönetmeliklere göre yapılmış hem sağlam hem de sosyal alanlarıyla, otoparklarıyla modern daireler inşa ettik. Ancak bunları yapmak hiç kolay olmadı. Plan değişikliklerini Büyükşehir yaptı, ruhsatları ilçe belediye verdi biz de inşaatlara başladık ama arkasından mahkemeler tarafından planlar iptal edilince ortada kaldık. Kentsel dönüşüm yapan firmaların neredeyse hepsi artık bu dönüşüm işini bıraktı. 6306 sayılı bir kentsel dönüşüm yasamız var ancak yeterli değil. Mahalle bazlı yeni imar planlarına ihtiyacımız var. Parsel bazlı, ada bazlı bu işler çözülmüyor. Sosyal donatıları arttırarak, yeni nüfusa göre alt yapı planlaması yaparak yeni imar planlarının hazırlanması lazım. Eski yapılarda oturan insanlara gerekirse tek tek deprem riski anlatılmalı. Biz eski yapıdan karot alana kadar “benim evim sağlam” diyenler karotları gördükleri gün evi boşalttı. Büyük bir depremin altından hem psikolojik olarak hem de ekonomik olarak kalkmamız gerçekten zor, her dakika zaman kaybediyoruz. Riskli yapıda oturmayanlar da evlerinde rahat oturamaz, deprem sadece yıkılan binadakileri etkilemeyecek, öncelikle bürokratların sonra da herkesin elini taşın altına koyarak sorumluluk alması gerekiyor.

banner53
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
14°
açık
banner61
banner68
banner62