Evet , bir makine mühendisi yapı denetimci olarak oldukça ilgimi çeken bir konuya değinmek istiyorum bu ay : “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK”
Sürdürülebilirlik artık sadece bir çevreci slogan değil; inşaat sektörünün geleceğini şekillendirecek en önemli kavramlardan biri. Ancak yapı denetim süreçlerinde bu kavram ne kadar yer buluyor?
Daha açık soralım: Yapı denetim firmaları sürdürülebilirliğe ne kadar dokunabiliyor?
Geleneksel Denetim Algısı: Beton, Demir, Statik
Yapı denetimin temel sorumluluğu, projelerin ruhsat ve yönetmeliklere uygunluğunu sağlamak. Bu çerçeve içinde denetim çoğunlukla taşıyıcı sistem, beton dayanımı, demir donatı, yangın tedbirleri gibi başlıklara odaklanıyor.
Peki bu sistem içinde, enerji verimliliği, su tüketimi, malzeme seçimi, atık yönetimi gibi sürdürülebilirlik başlıkları yer alıyor mu?
Cevap biraz can sıkıcı: Henüz değil.
Sürdürülebilirlik kriterleri mevzuatta dolaylı şekilde var, ancak yapı denetim sürecine doğrudan entegre edilmiş değil.
LEED, BREEAM, EDGE gibi uluslararası yeşil bina sertifikaları alan projeler ülkemizde de çoğalıyor. Bu çok olumlu bir gelişme. Ancak bu projelerin sürdürülebilirlik kriterleri genellikle ayrı danışman ekiplerce yürütülüyor.
Yapı denetim firmaları ise bu süreçlerin dışında kalıyor.
Oysa geleceğin yapı denetim sisteminde, sadece kolon kirişi değil; güneş panelinin verimliliği, gri su sistemi, kullanılan malzemenin karbon ayak izi gibi verilerin de denetlenmesi gerekecek. Gelişen teknolojiler ve bu çerçevede oluşturulan yönetmelikler bunu gerekli hatta zorunlu hale getirecek.
Yapı denetim sistemine sürdürülebilirlik kriterlerinin dahil edilmesi, sektör için devrim niteliğinde olur.
Bu, hem yeni inşa edilecek binalarda hem de mevcut yapı stokunun dönüşümünde kalite çıtasını yükseltir.
Gelecek Bizden Ne Bekliyor?
Yarınların şehirleri sadece dayanıklı değil, aynı zamanda çevreci, verimli ve doğayla uyumlu olmak zorunda.
Bunun için yapı denetim sistemi de dönüşmeli.
Nasıl ki bir yapının statiğini, yangın güvenliğini, temel detaylarını denetliyorsak; çevresel etkisini, kaynak kullanımını, karbon ayak izini de denetlemek zorunda kalacağız.
Yani artık sadece “ne kadar sağlam?” değil, aynı zamanda “ne kadar sürdürülebilir?” sorusunu da sormamız gerekiyor.
Yapı denetim firmaları olarak sorumluluğumuz sadece binaların ayakta kalmasını sağlamak değil; geleceğe yük değil, katkı olan yapılar üretmeye katkı sağlamaktır.
Belki bugün sürdürülebilirlik, denetim masasında baş köşede değil.
Ama çok yakında oraya oturacak. Biz hazır mıyız?