banner41

banner38

banner39

banner54

Ekonominin lokomotifi kan kaybediyor

Uzun bir süredir sıkıntılarla boğuşan inşaat sektörü hiç olmadığı kadar zor durumda. Artan maliyetler, yetersiz destekler inşaatları durdurma noktasına getirdi.

İNŞAAT 14.09.2021, 10:17 14.09.2021, 10:44
Ekonominin lokomotifi kan kaybediyor
banner66

Tüm dünyayı etkileyen pandemi, döviz kurlarındaki oynaklık, yüksek faizler, tedarik sıkıntısı ve ekonomik dalgalanmalara artan maliyetler de eklenince sektör iş yapamaz hale geldi. 250’ye yakın alt sektörü etkileyerek domino etkisi yaratan inşaat sektörü yeni ruhsat başvurularının azaldığı, yeni projelere başlanamadığı ortamda daha büyük sıkıntılar yaşanmaması için çözüm bekliyor.

Sektörün önemli STK’ları sorunların dikkate alınması için söylemlerine ek olarak eyleme geçmeye başladı. İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu’nun (İMKON) 9-24 eylül tarihleri arasında iş durdurma kararı almasına İMSİAD, “İnşaat malzemelerindeki maliyet artışları nedeniyle iş bırakma kaçınılmaz hale gelmiştir. İMKON'un açıklamalarını destekliyoruz” ifadeleriyle destek verdi.

İMKON Genel Başkanı

Tahir TELLİOĞLU

Türkiye’nin çimento üretim kapasitesi 115 milyon ton. 80 milyon tonluk üretim var. Bazıları yurt dışına sattığımızdan dolayı tedarik sorunu yaşıyoruz diye açıklama yapıyorlar. Bu, yurt dışına sattığın için tedarik sorunu değildir, bu içeride üretimi kısıtlayarak fiyatı artırma politikasıdır. Bunu doğru bulmuyoruz. Ayrıca şu anda 4-5 büyük yatırımcının ilgili bakanlıklara çimento fabrikası kurmak için müracaatı olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla içeride çimento üretimini karşılamada kapasite sıkıntısı varsa bu yatırımcılara izin verilerek çimento sektörünün daha da büyütülmesine tarafız. Gerekirse de çağrımız karşılık bulmazsa biz de çimento fabrikaları kurma girişimine başlayabiliriz. Bu nedenle 9 Eylül’de iş bırakma kararı aldık. Kararımız Anadolu'nun bize bağlı yaklaşık 40 derneğinde uygun gören meslektaşlarımızın aynı anda tek tip afiş asılması suretiyle başlayacak. Bu bir tavsiye niteliğindedir, kimse buna mecbur değildir. 15 gün süreyle bu afişler asılacaktır. İş güvenliği tehlikesi olan yerler, sözleşmeyle kısa süre içinde işini teslim etmek durumunda olan yerler gibi yerler hariç tüm özel sektörün tamamını kapsayan kesime, iş bırakma boykot çağrısı yapıyoruz. Çimento fiyatlarındaki artış konut fiyatlarına da yansıyacak ve bundan vatandaş zararlı çıkacak. Çimento sektöründen bu çağrılarımıza kulak vermesini bekliyoruz. Cumhurbaşkanımızdan, Ticaret Bakanımızdan bu manada sektöre ve bize kulak vermelerini talep ediyoruz."

İMSİAD YK Başkanı

Mustafa ANDIÇ

Tüm dünyayı etkileyen pandeminin yarattığı olumsuz sonuçların yanı sıra son dönemde özellikle inşaat maliyetinde demir ve çimentonun başını çektiği dövizdeki artışı aşan zamların, inşaat sektörünün 250 alt sektörünü, ülkemizin kanayan yarası kentsel dönüşümü ve kamuya iş yapan müteahhitleri iş yapamaz hale getirdi.

Yıllık inşaat maliyet artışı yüzde 50 iken, inşaat maliyetlerinin ana kalemlerinden olan demir, çimento, yalıtım malzemeleri, mdf-sunta, cam fiyatları %100’e yakın artmıştır. Burada özellikle ithal girdisi daha az olan çimento ve cam fiyatlarındaki bu artışlar izaha muhtaçtır. Müteahhitlik sektörü olarak, bize malzeme sağlayan herkes maliyet artışlarını fiyatlarına yansıtabilirken, bizler bunu fiyatlarımıza tam olarak yansıtamadığımız için özkaynaklarımızdan harcayarak istihdamımızı korumaya, vatandaşlarımıza verdiğimiz sözleri tutmaya çabalıyoruz. Ancak, bugün itibariyle arsa temini, inşaat yapımı ve finasman maliyeti çerçevesinde oluşan genel artışlar, müteahhitlik mesleğinin yapılamaması sonucunu beraberinde getirmektedir. Yeni ruhsat sayılarındaki ciddi düşüşler bunun en büyük kanıtıdır. İnşaatlarda çalışan ve olası iş verilememesi durumunda başkaca bir sektörde çalışma yatkınlığı olmayan 2,5 milyona yakın personel ve bu grubun geçimini sağladığı 10 milyonluk hane halkı gerçekten ekonomik anlamda zor bir süreç yaşamaktadırlar.

Müteahhitlik sektörünün iş bırakması, üretimi durdurması çağrılarını son derece haklı buluyoruz. İnşaat malzemelerindeki maliyet artışları nedeniyle iş bırakma kaçınılmaz hale gelmiştir. İMKON'un açıklamalarını destekliyoruz. Döviz artışını bahane ederek zam yapıp, döviz düşünce fiyatları indirmeyen, sadece kendi riskini ortadan kaldırmayı hedefleyip aynı gemide olduğumuzu unutan bazı malzeme üreticisi paydaşlarımıza karşı, fırsatçılık, keyfiyet ve istismar iddialarının açığa kavuşturulması için Rekabet Kurulu’nu göreve davet ediyoruz.

Elbette önerilerimiz de var. İçinde bulunduğumuz bu dönem için önerimiz, gecikmeksizin bir gayrimenkul kredi kampanyası yapılması ve fiyat artışlarının dizginlenmesidir. Bunu yaparken de, artık ikinci el konutları desteklemektense, sıfır konutlara ek olarak yine ilk el olmak şartıyla, ofis ve ticari gayrimenkul satışlarının da bu indirimlerden faydalandırılmaları hem kaynaklarımızın daha doğru kullanılması, hem de ekonomimizin gerçek anlamda desteklenmesi için çok önemlidir. Ayrıca, taahhüt işleri yapan meslektaşlarımız için fiyat farkı kararnamelerin gecikmeksizin ve güncel fiyat artışlarının gerisinde kalmayacak şekilde çıkarılması da, bizler için büyük önem taşımaktadır.

İMO Bursa Şubesi YK Başkanı

Mehmet ALBAYRAK

Öncelikle demir fiyatları yaklaşık %130 oranında artış gösterdi. Bununla birlikte çimentoya gelen zamlardan sonra hazır beton fiyatları % 50 oranlarında artış gösterdi. Ayrıca arsa fiyatlarında bulunduğu bölgelere göre metrekare fiyatları %50 ile %150 aralığında artış oldu. Özellikle çimentoda ihracata ağırlık verilmesi iç piyasanın taleplerinin ötelenmesi fiyatları etkiliyor. Bu nedenle ihracat yerine iç piyasanın arzını karşılamak öncelik olmalı.

Malzeme fiyatlarının kontrolsüz artışı inşaat birim maliyetlerinin yükselmesine sebep oldu. Bundan dolayı konut fiyatlarında da kontrolsüz artışlar yaşandı ve yaşanmakta. Arz talep dengesinin bozulmasıyla satışlarda düşüş olurken fiyat artışları nedeniyle yatırımcıların yeni konut üretimi de etkilenecektir. Malzeme fiyatlarında yukarıya doğru seyreden bu grafik eğrisi dengelenmez ise önümüzdeki süreçte yeni yapıların üretiminde ciddi sorunların yaşanacağını, konut üretiminin düşeceğini söylemek mümkün. Özellikle çimentoda ihracata ağırlık verilmesi iç piyasanın taleplerinin ötelenmesi fiyatları etkilediği için ihracat yerine iç piyasanın arzını karşılamak öncelik olmalı.

İnşaat sektörü gizli istihdam sağlayan bir sektördür. Sektörün yavaşlaması veya durması ülke ekonomisi için ciddi sıkıntılar yaratacaktır. Bu nedenle sıkıntıların göz ardı edilmeden çözülmesi gerekmektedir. Fakat inşaat sektöründe yaşanan sorunların çözümü eylem yoluyla değil karşılıklı istişareler ve katkılarla gerçekleştirilmeye çalışılmalıdır.

BTSO İnşaat Konseyi Başkanı

Ali TUĞCU

Son zamanlarda farklı kalemlerdeki inşaat malzemelerinde yüzde yüzü geçen artışlar var. Pandemi sürecinde üretim ve lojistikte sorunlar yaşandı. Enflasyon ve kurun da ham madde fiyatlarındaki artışa etkisi oldu. Üreticiler bunları bahane ederek yeni zamlar getiriyor. İnşaat malzeme üreticilerinin yoğun olarak ihracat yaptıklarını gözlemliyoruz. İç piyasadaki arz talep dengesizliğini üreticiler fiyatları arttırma konusunda baskı aracı olarak kullanıyor. Çimento üreticileri maalesef aralarında anlaşarak belli aralıklarla rutin zamlar yapmaya başladı. Bu sürecin fırsat olarak değerlendirildiğini görüyoruz.

Çimento, demir-çelik ve inşaat malzemeleri üreticileri bizim sektörümüz için çok önemli işletmeler. Bunların sürdürülebilir gelişimi önemli ancak sektörün diğer paydaşı olan biz müteahhitleri de göz ardı etmemeleri gerekiyor. Üreticiler için mevcut koşullarda ihracatın daha cazip olduğunun farkındayız ama onların da günü birlik düşünmemeleri ve daha duyarlı olmaları lazım. İhracata çok fazla odaklanıldı ve yurt içi piyasaya çok az ürün veriliyor. Bu da bize fiyat artışı yansıyor. Devletimiz tarafından orman ürünleri ile alakalı düzenleme getirildi ancak bunun da bazı yollarla delindiğine dair duyumlar alıyoruz. Müteahhitler olarak inşaat malzemelerindeki artışları aynı oranda fiyatlarımıza yansıtamıyoruz. Faizlerin yüksek olmasıyla birlikte yaşanan ekonomik sıkıntılardan dolayı insanların alım gücü düştü. Müteahhit firmalar taahhüt ettiklerini yeri getirmekte büyük sıkıntı yaşarken satışlarda ciddi düşüşler yaşanıyor. Yatırımlar neredeyse durma noktasına geldi. Bu durum acil kentsel dönüşüm çalışmalarına da engel oluyor. Müteahhitler ellerindeki projeleri tamamlasalar da yeni yatırım konusunda kararsızlık yaşıyor. Bu da sektör için sürdürülebilir değil.

Yılın ikinci çeyreğindeki büyüme rakamlarında sanayinin yüzde 40, inşaat sektörünün ise yüzde 3 civarında büyüdüğünü görüyoruz. Sanayi bu kadar hızlı büyürken, inşaat sektörünün bu kadar aşağıda kalması kabul edilemez. Bu düşüş inşaat sektöründe ciddi sıkıntılarının olduğunun göstergesi. Son dönemde inşaat sektörü unutuldu. Sanayi ile inşaat sektörünün aynı oranda büyümesi gerektiğinin inancındayım.

Lik Yapı YK Başkanı

Mehmet KURT

Hammadde sorunu çözülerek, kredi faiz indirimine gidilmeli. Son zamanlarda inşaat malzemeleri fiyatlarında %20 artış oluşmuş durumda. Müteahhitler olarak şu anda yeni projelere girmek bir tarafa yarıda kalan işleri bitirmek durumdayız. Bu fiyat artışları bizi derinden etkiledi. Belediyeler ile yaptığımız görüşmeler neticesinde önceden ayda 100 ruhsat kesilen yerlerde şimdi 30 ruhsat dahi kesilemiyor. Yeni ruhsat başvurusu dahi yok. İnsanlara barınma ihtiyacını sağlayan sektörken deprem kuşağında olan ülkemizde konut sektöründe bu kadar daralma doğru değil. İnşaat malzemelerindeki artışı aynı oranda yansıtamıyoruz. Vatandaşın alım gücü zorlaşıyor. Müteahhit işi bitirmek için daireyi maliyetine satıyor. İnşaat sektörü ciddi anlamda küçülme yaşıyor. Yeni inşaat yapan müteahhit yok. Bu şekilde kentsel dönüşüme gitmek ve yeni yatırım yapmak imkansız hale geldi.

Şu anda üretilen çimento ve demir tamamen ihracat pazarına satılıyor ve bu durumda bize çok az ürün kalıyor. Bu durumu fırsat bilen üreticiler fiyatlarla istedikleri gibi oynuyorlar. Devletimiz, inşaat sektörünü desteklemek için çimento ve demir ihracatına kota koymalı ve yerli üreticilere destek sağlamalıdır. Öncelikli olarak iç piyasada iş yapan firmaların ihtiyaçları karşılanmalı, akabinde ihracat yapılmalı. Bununla birlikte faiz indirimi yapılmasını da bekliyoruz. Faizlerin yüzde 1’in altında olması sektörümüzü canlandıracak ve alt sektörleri de hareketlendirecektir. Konut kredilerinde 0,64’ü beklemiyoruz ancak %1 altında olması bizim için kırılma noktasıdır. Sektörümüzün ayakta kalabilmesi için devletimizin bir an önce hammadde sorununa çözüm bulması ve kredi faiz indirimine gitmesi gerektiği inancındayım. Aksi takdirde sektörümüzde daralma devam edecektir. Sektörden birçok oyuncu çıkıyor. Yeni oyuncuların giriş yapabilmesi için daha kalıcı önlemlerin alınması gerekmektedir.

Akyükselen İnşaat YK Bşk. Yrd.

Şeref DEMİR

İnşaat sektörünün önemini maalesef topluma tam olarak anlatabilmiş değiliz. İnşaat denildiğinde yalnızca rant amacını güden, şehrin estetiğini, doğayı, can ve mal güvenliğini önemsemeyen kötü müteahhit figürü canlanıyor toplumun bir kesiminin belleğinde. Geçmiş dönemlerde müteahhitlik mesleğinin kontrolsüz, disiplin altına alınmadan yapılmasının elbet bunda büyük etkisi vardır. Fakat bilinmelidir ki teknik kadrosu güçlü, yeni teknoloji kullanan, kurumsallaşmada kayda değer yol kat eden sektör; yollar, barajlar, fabrikalar, limanlar, ticaret merkezleri, hastaneler, okullar ve en önemlisi hava gibi su gibi zaruri olan barınma ihtiyacı konut yani yuva yapan, 250 alt sektörü direk etkileyen yoğun işgücü gerektirmesi ile istihdama katkısı ile ülke ekonomisinin lokomotifi vasfını taşıyan bir sektördür. Artan ve göç eden nüfusun barınma talebini çözmek gerektiği gibi 7 milyona varan riskli yapı stokunun acil dönüşümü gerektiğinden sektörün önemi gittikçe artmaktadır.

Bu denli öneme sahip olan sektörün canlı tutulması için her türlü tedbirin alınması gerekir. Maalesef uzun bir durağanlık döneminden geçtikten sonra konut kredi faiz oranlarının düşmesi ile sektörde ani bir canlanma yaşanmış akabinde gelen pandemi süreci, yurtdışından malzeme talebinin artışı ile sektörün girdi kalemlerde % 200’e varan oranda zamlar sektörü zor durumda bırakmıştır. Çimento, demir, cam, pvc, mdf, sunta gibi imalata çok kullanılan malzemelere astronomik zamlar yapılmıştır. Bu ve benzeri malzemelerin fiyat artış oranı dövizin artış oranının üstünde olmuştur. Konut kredi faiz oranlarının yüksek olduğu satışların durma noktasına geldiği bu dönemde fiyat artışları sektörü adeta can çekişir noktaya getirmiştir. Bu durum İMKOn’u harekete geçirmiş özellikte çimento beton fiyatlarına %200’e varan zamların izah edilemez olduğunu belirtmiş fiyatların acilen makul düzeye getirmesi talebinde bulunmuştur. Maalesef olumlu bir gelişme olmayınca 9 Eylül‘de 15 gün süreyle iş durdurma kararı ile protestolarını ortaya koymuşlardır. Sektörün ayakta kalması yeni yatırımların başlaması için alınmış olan bu kararı desteklememek mümkün değildir. 2020 yılının 6. ayında ton fiyatı 150 TL olan çimentonun ton fiyatı 450 TL’ye çıkarılması maliyetleri etkilemiş, diğer girdi maliyetlerinin artışı ile konut fiyatları alım gücünün üstüne çıkmıştır. Sektörün durağan dönemde olmasından dolayı malzeme fiyatlarındaki yaşanan artış oranı aynı oranda gayrimenkul fiyatlarına yansımamış, buna rağmen 3+1 daire fiyatları 1 milyon TL bandının üstüne çıkmıştır. Fiyatların bu noktalara gelmesinde malzeme fiyatlarının artışının yanı sıra imara açık alanların sınırlı kalması, arsa fiyatlarının yüksek olmasının etkisi de çok olmuştur. Özelikle kat karşılığı yapılan işlerde, malzemedeki artış oranı arsanın maliyetine de yansımaktadır. Yetkililerin ivedilikle sektörün önünü açacak çözümler üretmesi gerekir. Aksi takdirde telafisi güç sorunlarla karşılaşırız.

Altın İnşaat YK Başkanı

Mustafa ALTIN

Bilindiği üzere Türkiye İnşaat sektörü, Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörü durumundadır. Türkiye inşaat sektöründe yaşanan her olumsuzluk 250 alt sektörü, milyonlarca tüketiciyi, istihdam gücünü etkilemektedir. Türkiye inşaat sektöründe kullanılan birçok malzemeye enflasyon ve döviz artışı ortalamasının üzerinde zamlar yapılmıştır ve yapılmaya devam etmektedir. Malumunuz yaklaşık bir yıldır başta inşaat ana kalem malzemeleri demir ve çimento olmak üzere girdi maliyetlerinin artması ile sektörde büyük bir krizin içerisinde mücadele ediyoruz. Özellikle çimento sektöründe fahiş oranlara varan zamların yapılması(%200’lere ulaşan, 350-400/m³) Müteahhitlik sektörü adına kabul edilemez duruma gelmiştir. Bu süreçte işçilik ve arsa temini vs. gibi konularda da artışların olduğunu gözlemlemekteyiz.

Yaşanan fiyat artışlarını, kendi satış fiyatlarınıza tam olarak yansıtamamaktan kaynaklı sektör olarak ciddi sıkıntılar yaşanmakta ve zarar etmekteyiz. Çünkü insanların alım gücü düşerken girdi maliyetlerimiz fahiş artmakta buna karşılık bunları Türkiye ekonomisini göz önünde bulundurduğumuzda satışlara yansıtamamaktayız. Fiyat artışlarının bu şekilde sürmesi sektörü içinden çıkılamaz bir duruma sokacaktır. Sadece sektörü değil, ülke ekonomisi için dinamo etkisi oluşturan inşaat sektörünün zarar görmesi, alt sektörleri de adeta domino taşı etkisi yaratarak ciddi zarar verecektir.

İMKON’un 9 Eylülden itibaren 15 gün süreyle iş durdurma kararına, özellikle çimento karteline karşı yapılan bu çağrıyı çok değerli buluyor ve destekliyorum. Firma olarak bu çağrıya katılacak ve bu kartelin bitmesi için üzerimize düşeni yapacağız. İnsanların alım güçlerinin düştüğü ülke ekonomisinin birlik, beraberlik ve dayanışmaya her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde, mantık dışı ve akıl almaz fahiş artışlara sebebiyet veren özellikle çimento karteline karşı tüm vatandaşlarımızı duyarlı olmaya davet ediyorum.

İnsanların temel ihtiyaçlarının başında gelen barınma ihtiyacını karşılayan sektörümüze bu destek verilmese ve sonuç alınmazsa bunların her geçen gün fiyatlara yansıması kaçınılmaz olacaktır.

Şehitoğlu İnşaat YK Başkanı

Yusuf ŞEHİTOĞLU

Pandemi süreci, ülkelerde kapasitelerin güncellenmemesi, ülkemizin kur kaynaklı ucuz kalması gibi nedenlerle Türkiye uluslararası alanda cazip ülke haline geldi. Son açıklanan verilerde de gördüğümüz %21,7’lik büyüme rakamıyla da bunu görüyoruz. Ancak burada kendimizi kandırmamız gerekiyor. İhracat yapmak tabi ki önemli ve önceliğimiz olabilir ya da olmalı fakat ihracat yapmış olmak için, bir üretim stratejisine bağlamadan yapıldığı takdirde ciddi sıkıntılara neden olur ki tüm sektörler şu anda bu sıkıntıları yaşıyor. Yaşanan 2 türlü sıkıntı var. Biricisi ciddi fiyat artışları, ikincisi ise tedarik zincirinde yaşanan bozulmalar. Fiyatlar seramikten PVC doğramaya, vitrifiyeden çimentoya her alanda yaşanmaktadır. Yaşana fiyat artışları %50’den %300’e kadar aralıklarda değişmektedir. Fiyat artışlarıyla birlikte yaşanan tedarik zincirindeki kırılmalar maalesef çok daha vahim hale gelmektedir. İhracat ve kapasite yetersizliğinden dolayı hiçbir malzeme tam zamanında gelmemekte ve meslektaşlarımız ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Çözüm ne peki; Devlet acilen KDV iadelerini düşürmeli ve ihracata her sektör özelinde kota koymalıdır. Aksi takdirde çok daha büyük sıkıntılar yaşanacaktır.

Yaşanan fiyat artışlarını yansıtmama gibi bir şansımız olmuyor. Zaten son dönemde daire fiyatlarındaki süreçler yaşanan maliyet artışlarının yansımasıyla paralel ilerlemektedir.

İMKON’un inşaat durdurma kararı kesinlikle meslektaşlarımızın sesinin duyurulması için önemlidir. Ciddi anlamda sektörde faaliyet gösteren firmaların sınırları zorlanmaktadır. Ancak söylediğim gibi yapısal ve sürdürülebilir çözümlere ihtiyacımız var. 200’ün üzerinde tedarik kalemi olan inşaat sektörünün ve tabiki tüm sektörlerin ayakta kalması gerekmektedir. Aksi takdirde ihracat yapacak firma kalmayacaktır.

Başolhan İnşaat YK Başkanı                                       

Muhammet ADİLOĞLU

  Aşağıdaki tabloda (KDV Dahil) görüldüğü gibi inşaat malzemeleri fiyatlarında bir yıl öncesine göre ortalama %64'lük fiyat artışı görülmektedir. İşçiliklerde ise bu artış %30 civarındadır. Malzeme ile işçiliğin orantısı dikkate alındığında bir önceki yıla göre inşaat maliyetinde %50 düzeyinde bir artış görülmektedir. Fakat inşaat maliyetlerindeki artışın bir diğer sebebi de yeni yönetmeliklerin getirdiği maliyet artışlarıdır. Bunlar; yükselen beton sınıfı, kullanılan demirin yoğunluğu, akustik proje ve uygulaması, zemin etüt raporlarındaki test yoğunluğunun artması, otopark yönetmeliğinin getirdiği fazladan yapılan ortak alanlar vs. gibi birçok sebeplerdir. Arsa fiyatlarında ve kat karşılığı inşaat oranlarında piyasa şartlarının zorluğundan dolayı herhangi bir artış görülmedi. Ancak fiyatlarda düşme de söz konusu olmadı.

Maliyet artışlarını aynı oranda fiyatlara yansıtamadığımız doğrudur. Fakat son bir yıla bakarak bunun bize zararı olduğunu söylemek çok doğru olmaz. Çünkü inşaat müteahhitliğinde daha uzun soluklu kar-zarar hesabı yapmak daha doğru olur. Mesela devasa fırınlar kurup üretim ile ilgili yatırımlar yapan fabrikanın bazı yıllar zarar ettiği halde üretim yaptığını düşünecek olursak, biz müteahhitler olarak onlara göre daha şanslı konumdayız. Buna şükretmek gerekir.

Maliyet artışları bu hızda devam ederse sektörün bunun karşısında dayanması mümkün değildir. Konut üretimi ciddi manada etkilenir. Buna bağlı olarak da kira bedellerinde ciddi artış yaşanabilir.

İMKON'un inşaat durdurma kararına kısmen katılıyorum. Çünkü bazen tedarikçi firmalara tepkinin ancak bu yolla gösterilebileceğini düşünüyorum. Katılmadığım tarafı ise tedarikçiye tepki gösterirken bundan yevmiye ile çalışan işçilerin zarar görmesidir. Son bir yılda içinde bulunduğumuz bu durum, 2018 krizine göre daha hafif geçmektedir. Ülkemizde son açıklanan büyüme oranlarına bakıldığında 2022'nin sektörümüz açısından daha olumlu geçeceği kanaatindeyim.

Gökçadır İnşaat Genel Müdürü

Emre GÖKÇADIR

Son 1 yıl içinde çimentoya %120, demire %35, betona ise %83 civarında zam gelmiştir. Ağırlıklı ham maddesi topraklarımızda bolca bulunan kil, kum cinsi ürünler olan, belki elektrik ve mazot fiyat artışlarından etkilenen bu sektörün bu kadar yüksek fiyat artışlarına sahne olması maliyetle açıklanacak gibi değildir. İşçilik fiyat artışları %100’lere yakın, arsa fiyat artışları ise %50’ler civarındadır. Stoklarımızdaki maliyetlerimiz de eski fiyatlar bazında olduğundan zarar görmüyormuş gibi görünse de satılan malın yerine konamaması bazında ciddi zararlar söz konusudur. Fiyat artışlarının sürmesi alıcının alım gücü ile orantılıdır. Faizlerin yüksek olması talebi azaltacak, üretim düşecektir.

İMKON’un inşaat durdurma kararına genel olarak çok rağbet olacağını düşünmüyorum. Sektörümüz rekabetin yoğun olduğu bir sektördür ve ne yazık ki birlikte hareket etme kültürü gelişmemiştir. Ayrıca uyulsa da pek fazla sonuç getirmez. Çünkü fiyat artışlarının asıl gerçeği yüksek kurdur. Denetimsiz piyasanın ürününü yüksek kurlarla satma şansı varken, size de aynı kurdan satmak isteyecektir. Almazsanız bir kotası, bağlayıcılığı yok. Pazarı da var. Yani size ihtiyacı yok. Zaten çimento sanayi ağırlıklı Fransız olmak üzere yabancıların elinde. Kendi pazarlarının çimento talebi yüksek, birkaç yerli firma da anca Rusya’ya yetiyor.

Umalım ki sektörün ve bileşenlerinin kaliteleri artsın ve herkes aynı gemide olduğunun farkına varsın. Hep dünkü gibi olmayacağını anladık. Yarın bugünkü gibi de olmayacak. Umalım ki bir şeyler fark edildiğinde dün de, bugün de unutulmasın.

Akcan Yapı Yönetim Kurulu Başkanı

İsmet AKÇA

Son bir yılda çimento, demir vs. gibi temel ürünlerin maliyetlerinde %100 ile %120 arasında artış yaşandı. Ürün maliyetlerine oranla işçilik endeksinde de önemli ölçüde bir artış yaşandı. Yaşanan fiyat artışlarından dolayı ciddi anlamda kayıplar var. İnşaat maliyetleri ve banka konut kredilerinde fiyat artışlarının sürmesi alım gücünü ciddi anlamda düşürerek, sektöre zarar vermektedir. İMKON’un yaptığı çağrı şu an gündemde. Bizim için önemli olan çağrıların çoğunluğudur. İstikrar, her işte olduğu gibi bizler için de çok önemli. Fiyatların bir an önce sabitlenmesi, gerekirse denetime tabi tutulması ve sektörde yeniden istikrarın sağlanması hareketlilik sağlayacaktır.

 Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu kurucularından

Av. Elvan Kakıcı Şimşek

“Müteahhitlerin fiyat artışlarından dolayı iş bırakma eylemi yaparak enflasyona dikkat çekmelerinin kendileri açısından çok haklı olmakla birlikte, evinin zamanında teslim edilmesini bekleyen vatandaşların mağdur edilmemesi, bu eylemin makul bir süre ile sınırlandırılması gerekmektedir. Aksi durumda vatandaşların iş sahibi olarak müteahhitlerden gecikmeden dolayı tazminat talep etme hakları doğmaktadır.
İş sahibinin en önemli arzusunun, işin zamanında teslimi olmasına rağmen işin bazen taraflara yüklenebilecek bazen ise taraflara atfı mümkün olmayan sebeplerle gecikmesi sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. İşin zamanında teslim edilmemesi sebebiyle iş sahibinin müteahhiti kural olarak temerrüde düşürme hakkı bulunmaktadır. Ancak öyle gecikme nedenleri bulunmaktadır ki, bunlar bazen iş sahibinin kusuru ile ortaya çıkmaktadır. Bazen de iş sahibinin kusuru olmayan mücbir sebeplerden kaynaklanmaktadır. İşte bu durumlarda müteahhitlere de eseri teslim edebilmesi için ek süre verilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
Müteahhitlerin, işin tesliminde gecikmesi risk alanı dahilindeki beklenmeyen hal ve mücbir sebepten kaynaklandığında, yüklenicinin borca aykırı davranışından doğan bir gecikmeden söz edilmesi mümkün değildir. Bu gibi durumlarda gecikme, haklı bir gecikme olduğundan gecikmenin sonuçlarına iş sahibi katlanacaktır. İnşaat başladıktan sonra meydana gelen deprem dolayısıyla idari merciler tarafından inşaat faaliyetinin durdurulması, mücbir sebep olarak kabul edilen parselasyon planının iptali, temel üstü ruhsatının alınması için idari merciye zamanında başvuru yapılmasına rağmen geç cevap verilmesi yüzünden kaynaklanan gecikmeler buna örnek teşkil etmektedir.
Bir borcun veya hukuki ilişkinin ihlaline veya aksamasına neden olan ve ilgililerin kusuruna bağlı olmayan, kaçınması ve öngörülmesi söz konusu olmayan bir takım nedenlere mücbir sebep denir. Çimento fiyatlarındaki artış mücbir sebep değil, beklenmeyen haldir. Beklenmeyen haller sebebiyle ise sözleşmenin tadili yoluna gidilir. Beklenmeyen hallerde inşaat sözleşmesi yürürlüktedir, borç devam eder. Sözleşmenin feshi değil ancak gecikmeden dolayı belirli bir tazminat talep edilebilir.

banner53
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner68
18°
kapalı
banner61
banner62