Geçtiğimiz günlerde üyesi olduğum İnşaat Müteahhitleri ve Sanayici İş İnsanları Derneği’nin (İMSİAD) iftarında, sektör paydaşlarımızla bir araya gelmenin ötesinde, Bursa’nın geleceğine dair umut verici bir vizyona tanıklık ettik. Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Nazlı Yazgan, "Dirençli Kentler, Kararlı Adımlar" mottosuyla Merinos bölgesi kentsel dönüşüm projesini bizlere sundu. Bir şehir plancısı ve peyzaj planlama uzmanı perspektifiyle hazırlanan bu proje, sadece binaları yenilemeyi değil, bir yaşam ekosistemi kurmayı hedefliyor.
Sunumda beni en çok etkileyen, Berlin örneğinden yola çıkılarak kurgulanan "kesintisiz yeşil altyapı ve duvarsız" mekânsal tasarımdı. Anaokulu çağındaki bir çocuğun dahi araç trafiğine hiç girmeden, sadece yeşil koridorlar üzerinden yürüyerek okuluna ulaşabilmesi, modern şehirciliğin zirve noktalarından biridir. Duvarlarla örülmemiş, binaların boyunu aşan devasa ağaçlarla çevrili, süreklilik arz eden bir kentsel orman sistemi; peyzajın artık bir "süs" değil, kentin ana omurgası olduğunun en net kanıtıdır.
2017'den Bugüne: Mevzuattan Uygulamaya Kaçan Fırsatlar
Bu vizyoner projeyi dinlerken, hafızam beni 2017 yılına, Peyzaj Mimarları Odası Bursa Temsilciliği dönemine götürdü. O dönemde Oda Başkanı Sayın Necla Yörüklü’nün büyük gayretleriyle, ruhsat eki peyzaj projelerinin Belediye Meclisi’nden geçirilmesi sağlanmıştı. Bursa’ya özgü bitki türlerinin belirlendiği ve Tip İmar Yönetmeliği çerçevesinde ilk Nilüfer ilçesinde hayata geçirilen bu düzenleme, kağıt üzerinde devrim niteliğindeydi. Ancak aradan geçen yıllarda gördük ki; uygulama denetimi düzenli yapılamadığında, o nitelikli projelerin hayattaki karşılığı maalesef sınırlı kaldı.
Bugün müteahhitlerimizin ve kamu otoritelerimizin sorması gereken soru şudur: "Projemiz sadece yeşil mi, yoksa performans mı üretiyor?"
Doğru planlanmış bir kentsel orman sistemi, binaların soğutma yükünü %20 oranında düşürürken, karbon tutma kapasitesiyle projeye ekonomik bir değer katar. Yazılım tabanlı analizlerle tescillenebilen bu ekolojik performans, gayrimenkulün piyasa değerini yükselten stratejik bir yatırım aracıdır. Uluslararası ve ulusal yeşil bina belgelendirme sistemleri de artık peyzajı; enerji verimliliği ve su yönetimi açısından en kritik "akıllı altyapı" bileşeni olarak görmektedir.
Kamu İçin Yeni Bir Ölçüm ve Denetim Dönemi
Merinos projesinde gördüğümüz o etkileyici "kesintisiz yeşil hat" vizyonunun 2017’deki akıbete uğramaması için; kamu tarafında artık sadece “yeşil alan miktarı” değil, “ekolojik performans” denetlenmelidir.
• Bu alan ne kadar karbon tutuyor?
• Yağmur suyunu ne kadar yönetebiliyor?
• Isı adası etkisini kaç derece düşürüyor?
• Biyoçeşitliliğe ne kadar katkı sağlıyor?
Bu soruların cevabını dijital modelleme ve yazılım desteğiyle almak artık bir tercih değil, "dirençli kentler" kurmak için bir gerekliliktir.
Yatırımın Geleceği Ekosistemdedir
İnşaat sektörünün önünde tarihi bir fırsat var: Peyzajı projenin sonunda yapılan bir gider kalemi olarak görmek yerine, projenin en karlı altyapısı olarak değerlendirmek. Nazlı Yazgan’ın sunduğu o duvarsız, orman dokulu kentsel dönüşüm vizyonu, Bursa’nın sadece çehresini değil, ekonomik ve çevresel kaderini de değiştirebilir.
Unutmayalım; geleceğin şehirleri sadece betonla değil, o betonun etrafında kurulan sağlıklı, ölçülebilir ve denetlenebilir ekosistemlerle ayakta kalacaktır.