“Kentsel dönüşümde sorumluluğu paylaşmalıyız”

RÖPORTAJ

Bursa’da kentsel dönüşüm konusunda prestijli işlere imza atan Akyükselen İnşaat’ın Yön. Krl. Bşk. Yrd. ve aynı zamanda İMSİAD Başkanvekili Şeref Demir, kentsel dönüşümdeki sorunların ancak kollektif bir anlayışla çözülebileceğini söyledi. Bu yükü yalnızca kamunun sırtına yüklemenin çözüm olmayacağını dile getiren Demir, tüm paydaşların sorumluluk alması gerektiğine vurgu yaptı.

Sektörün nitelikli iş gücüne ulaşamamak ve mevzuat kaynaklı bazı sorunları olduğunu ifade eden Demir, İMSİAD’ın; sektörün sorunlarını çözme adına ciddi bir efor sarf ettiğini ifade etti. Pandeminin her firma gibi kendilerini de etkilediğini belirten Demir, insanların daha ferah, yeşil alanlara sahip bahçeli konutları tercih etme düşüncesinin arttığını da sözlerine ekledi.

10 yıl önce kurulmasına rağmen Bursa’da yaptığı projeler ve sağladığı güvenle sektörde kendine sağlam bir yer edinen Akyükselen İnşaat, aynı zamanda A Sınıfı Müteahhit Belgesi’ne sahip sınırsız iş yapabilme kapasitesindeki firmalar arasında bulunuyor. Firmanın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şeref Demir ile sektörü, kentsel dönüşümü, yeni projelerini ve pandeminin yarattığı etkileri konuştuk.

Kendinizi tanıtır mısınız?

Eskiden kendini tanıtma konusu gündem olduğunda büyüklerimiz konuya şu cümle ile başlarlardı: “Allah’ın aciz kuluyuz.” Küçükken, ekonomik ve fizik olarak güçlü olmasına rağmen bir şahsın neden ben aciz biriyim diye cümleye başladığını yorumlamaktan aciz kalırdık. Bu geçen sürede hayat tecrübesi ve özellikle bu pandemi süreci hakikaten insanın ne kadar aciz olduğunun bir göstergesi oldu. Ben 1970 Ağrı doğumluyum. İlköğrenimi Ağrı merkezde gördükten sonra Bursa'ya taşındık. Takriben 37-38 yıldır Bursa’da ikamet etmekteyiz. Üniversite eğitimimi işletme bölümü olarak tamamladım. 2000 yılında evlendim, 5 çocuk babasıyım, uzun süredir inşaat sektöründe iş hayatımızı sürdürüyoruz.

İş hayatınızdan ve sektördeki mevcut durumunuzdan bahseder misiniz?

Babam ticaretle uğraştığından biz de küçük yaşlarda işe başladık. Baba mesleği tekstil olduğu için kısa bir süre tekstille uğraştıktan sonra inşaat sektörüne yöneldik. Yaklaşık olarak 27 yılı aşkın bir süredir inşaat sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Sektör sıkıntılı ve zor bir sektör ama işin nihayetinde bir eser, bir yapı meydana getirdiğimiz için, insanlar yaşamlarını içinde sürdürdüğünden işimi severek yapıyorum.

Akyükselen İnşaat’ın kuruluş hikâyesini anlatır mısınız?

Akyükselen İnşaat firmasını kurmadan önce yine inşaat işindeydik. Bu sektörde ayakta kalmak için tecrübe donanım ve ekonomik güç gerektiğini fikrindeydik. Gelecek dönemde finansman olarak güçlü ve donanımlı firmaların yine başarılı olabileceğini düşünüyorduk. Müteahhitlik sınıflandırılması gibi yasaların daha erken çıkmasının bekliyorduk doğrusu. 2010 yılında da bu hedefler ve bilinçle Akyükselen İnşaat’ı sektöre değer katmak dürüst istikrarlı politikayla sektöre yön vermek için kurduk. Kurulduğu günden bugüne kadar da emin adımlarla hedefimiz doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz. Firmamız aynı zamanda A sınıfı bir firma yani sınırsız inşaat yapabilme kapasitesine sahibiz.

Bugüne kadar kaç proje bitirdiniz? Kaç konut bitirdiniz? Nasıl bir müşteri kitleniz var?

Akyükselen İnşaat büyük bir firma, büyük projeler yapan bir firma bu güne kadarki yaptığı bütün projeleri saymaya kalksak çok zaman alır. Birkaç büyük ölçekli projemizden bahsedecek olursam; İnegöl'de Batıkent Rezidans AVM isimli 50 bin metrekare üzerinde kurulan 350 bağımsız bölümlü bir projemiz oldu. İnegöl’ün en güzel projelerinden birine imza attık. Soğanlı Mahallesi’nde Osmangazi Belediyesi ile ortaklaşa geliştirdiğimiz bir kentsel dönüşüm projesi yaptık. O proje 38 bin metrekare olan bir alanı kapsıyordu. Orada da 700 bağımsız bölüm inşa ettik. Yine Soğanlı’da 2’inci etap Yükselenpark Mercan Projesi adıyla 100 dairelik bir projemiz oldu. Daha sonrasında İhsaniye’de 138 dairelik proje yaptık. Podyumpark’ın hemen yanı başında Yükselenpark Nilüfer adında bir projeye imza attık. Beşevler’de Yükselenpark Vizyon projemiz ve FSM’de 2 projemiz oldu. Asıl amiral gemimiz de Ataevler'deki 800 dairelik Yükselenpark Özlem 1 ve Yükselenpark Özlem 2 projesi. Bu süreç içerisinde başka işlerimiz de oldu bunları da hesaba kattığınız takdirde 10.000’leri bulan bağımsız bölüm inşa etmişizdir. Müşteri kitlesi olarak lokasyon tabii ki değişkenlik gösteriyor. Şehrin batı yakasında , Nilüfer bölgesindeki müşteri profili biraz daha farklı bir profil. Osmangazi ve Yıldırım’da ise daha başka bir müşteri profili ile karşı karşıya kalıyoruz. Lokasyona göre müşterilerde değişkenlik oluyor ama ekonomik olarak orta kesimin ve üstüne hitap eden yapımız var.

Devam eden projelerimizde Yükselen Park Çamlık projemiz, 130 dairelik bir proje yine kayda değer bir aşama sağlandı. Ayrıca Beşevler’de 120 dairelik Yükselenpark Gönül projemiz de toparlanma aşamasındadır. Büyük bir ihtimalle birinci veya ikinci ayda projeyi bitirmiş olacağız. Hürriyet projesi büyük bir proje 280 bağımsız bölümden oluşan bir proje, konut ve işyerlerinden oluşuyor. Tarım İl Müdürlüğü’nün hemen yanında Bulgaristan Konsolosluğu karşısında yeşillikler içerisinde, kayda değer peyzaj alanının olduğu, büyük çınarların çok olduğu güzel bir proje. Seçenekleri de 2 + 1, 3 + 1 ve 4 + 1 şeklinde fiyatlar ise 550 binden başlıyor, dairenin büyüklüğüne göre fiyat da farklılıklar gösteriyor.

Akyükselen İnşaat’ı gelecek dönemlerde farklı sektörlerde görecek miyiz? Geleceğe dönük hedefleri nelerdir?

Akyükselen İnşaat olarak kısa dönemde farklı sektörlerde faaliyet göstermeyi düşünmüyoruz. Biz öz sermayesi ile çalışan bir firmayız. Banka kredilerinden ziyade öz sermayemizle iş yapmamaya özen gösteriyoruz. Güçlü finansmanla yola devam etmenin daha mantıklı olacağı düşüncesindeyiz. Emin adımlarla büyüyen firmamızın inşallah Türkiye’deki inşaat sektörüne yön veren firmalar arasında olacağına inanıyoruz.

Firma olarak karşılaştığınız sorunlar nelerdir? Nitelikli iş gücüne erişimde sorun yaşıyor musunuz? Sektörünüzde haksız bir rekabet var mı? Artan maliyetleri fiyatlarınıza yansıtıyor musunuz?

İş dünyasında olup sorunlarla karşılaşmamak mümkün değil. Sektör bir de inşaat sektörü olunca sorunlar daha da katlanıyor. Yasal, mevzuatla ilgili sorunlarımız var. Bunlar müteahhitlik sınıflandırma yasalarıyla kısmen çözüme kavuşmuş olsa da, mevzuatla ilgili devam eden sorunlarımız var. Maalesef sorunların en başında nitelikli iş gücüne erişememek var. Teknik elemanlar, ilgili bölümü bitirmiş ve diplomasını almış oluyorlar. Ancak ne yazık ki sahadaki uygulama ile ilgili çok eksikler ve yok denecek seviyede bir bilgi ile bize geliyorlar. Bunları yetiştirmek bir hayli zaman alıyor. Burada özellikle üzerinde durulması gereken konu da üniversitelerin teknik eleman yetiştirirken daha duyarlı olmaları, eğitim sisteminin değişmesi ve sahaya inen, okulunu bitirmiş kardeşlerimizin tam hâkim olmasa bile kısmen donanımlı olması lazım ki işler daha hızlı, kaliteli yürüyebilsin. Mevcut ekonomik koşullar maliyetleri durmadan değiştiriyor. Bunun yanında satışlarımızda bir durağanlık ve sektörde bir daralma söz konusu. Durum böyle bir hal alınca da artan maliyetleri kısa süre zarfında fiyatlara yansıtmak mümkün olmuyor.

Akyükselen İnşaat olarak Bursa’da marka firmalardan birisiniz. Osmangazi Belediyesi’nin Soğanlı kentsel dönüşüm projesinde de yer aldınız. Bu proje hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Bursa’da kayda değer kentsel dönüşüm gerçekleştiren bir firma konumundayız. Bunlardan bir kısmı Soğanlı’daki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ve Osmangazi Belediyesi’i ile birlikte ortaklaşa yaptığımız bir projeydi. Bu projeye başlarken şartlar ortada ve net olduğu için sonuna kadar sorunsuz ilerledik ve bitirdik. Melis, Bulvar, Vizyon, Özlem, Nilüfer gibi az önce bahsettiğim projeler de kentsel dönüşüm projeleriydi bunları da büyük bir özveri ile bitirdiğimizi belirtmek isterim. Bu projelerde ise maçın ortasında kurallar değişti. İnşaat ruhsatı alınmış, inşaata başlanmış, kat malikleriyle noter huzurunda sözleşme yapılmış, imalat belli bir düzeye geldikten sonra kurallar değişti. Planlar iptal edildi, inşaatların durdurulması gibi bir durum söz konusu oldu. Bunlar da bir şekilde aşıldı ama bunlar için terk edilmesi gerek alanlara bedel ödemek zorunda kaldık. Biz firma olarak başladığımız hiçbir projede kat maliklerini mağdur olmaması için birçok şeyi tabiri caizse sineye çektik. Bütün projelerimizi bitirdik. Başlanan sistem sıkıntılı bir sistemdi, yoğunluğu arttıran bir sistemdi. Bunu kabul ediyoruz ama başlanmış bir projenin de bu şartlarda bitirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Ondan sonraki dönemde başlanacak olan projelerde gerekli değişiklikler yapılabilirdi, biz bu konuda çok büyük sorunlarla boğuştuk.

Bursa deprem kuşağında olan bir şehir ve binlerce kaçak yapı ile riskli yapı stoku mevcut. Bursa bu tehlikeyi nasıl bertaraf eder?

Bursa sizin de belirttiğiniz gibi deprem kuşağında olan bir şehir. Aynı zamanda Belediye Başkanının açıkladığı rakamlar üzerinden söylüyorum 30 binin üzerinde riskli yapı söz konusu. Bunun haricinde de 70 bin imarsız, ruhsatsız yapıdan bahsediliyor. Bu konuda çözüm bulunabilmesi için asıl iş bağımsız bölüm sahiplerine düşüyor. Geçmiş dönemdeki uygulamalar insanları aşırı beklentiye sevk etti maalesef. Ömrünü tamamlamış bir dairemi vereyim, daha büyük bir daire alayım ya da üstüne para alayım şeklinde bir beklenti hakikaten kentsel dönüşümü sekteye uğrattı ve hala da sekteye uğratmaya devam ediyor. Kat maliklerinin bu riskli yapıdan kurtulması için, can güvenliği için gerekli özveriyi göstermeleri gerekiyor. Bir bedel ödemeleri ve taviz vermeleri gerekiyor. Bu onlar açısından olan kısmı kamunun burada yük alması lazım özellikle de finansman konusunda. Mevzuatlar konusunda ivedi çözüm üretilmeli ki sonuca daha hızlı ulaşılabilsin. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da belirttiği gibi 6.7 milyon dönüşümü bekleyen riskli yapımız var. TOKİ’nin 18 yıllık süreç içerisinde yapmış olduğu konut sayısı 950 bin. Bu şekilde bir hesap yapıldığı zaman 100 yıla yakın bir süreçte bunu tamamlayabiliriz. Dolayısıyla bunun tamamını kamuya yükleyerek çözüm üretmek gibi şansımız yok. Kamuya ne kadar çok iş düşüyorsa da sorumluluğu ve gücü paylaşmak gerekiyor. Bunun yanı sıra yerel yönetimlere de kayda değer iş düşüyor. Kendi bünyesinde maliyet oluşturan bazı kalemlerden ödün vermeleri lazım. Örnek verilmesi gerekiyorsa döküm yeri ile ilgili müteahhitler kayda değer bir ücret ödüyor. Bu bedelden taviz verilebilir. Kentsel dönüşüm gereği çoğu harçlardan muafiyet olsa bile ekstra maliyetler olmuyor değil. Bunlardan fedakârlık gösterilebilir. Müteahhitle bağımsız bölüm sahiplerinin bir kısmı ile anlaşma olmadığı takdirde, 6306 saylı kanun belediyelere sınırsız yetki veriyor. belediyeler bu konuda yaptırım yapma gücüne sahip. Bu gücünü kullanarak çözüm üretebilir. Burada müteahhitlere de iş düşüyor. Bu konuya sosyal sorumluluk projesi gözüyle bakılmalıdır. Minimum karlarla çözüm üretmesi lazım. Akademik odalara da iş düşüyor. Bunların da bu konu da destek vermeleri gerekiyor. Bilimsel olarak bazı konular gerçekten yapılması gerekse de riskli yapı ve can güvenliğinin söz konusu olduğunu unutmamak gerekiyor. Estetikten, yoğunluktan tamamen taviz verelim demiyorum ama kısmen taviz vermediğimiz takdirde çözümsüzlükler ortaya çıkıyor. Bu şekilde kolektif bir düşünce ile ancak bu sorunu çözebiliriz. Tek taraflı bir kesimin bu sorunu çözmesi mümkün değil.

Oldukça başarılı işlere imza atan İMSİAD’ın yönetimindesiniz. İMSİAD sektörün yaralarına merhem oluyor mu?

İMSİAD özelikle bu dönemde çok önemli bir performans gösterdi diyebilirim. Gerek müteahhitlerin sorunları, gerekse sektör harici sorunlarla ilgili çok çaba sarf etti. Başkanımız Mustafa Andıç’ı da unutmamak lazım, çok özverili bir çalışması söz konusu. Yönetimde ve Başkan Vekili pozisyonunda olmamdan dolayı elimden geldiği kadarıyla destekte bulunmaya çalışıyorum. Sektöre kayda değer fayda sağlamasıyla birlikte özellikle mevzuatlar konusunda ki sıkıntıların aşılmasında önemli çalışmalar yaptık ve meyvelerini de aldık. Özellikle kentsel dönüşüm ile ilgili sayısız görüşmelerimiz oldu. Bununla ilgili Sayın Valimizle ortak bir karar aldık, kentsel dönüşüm komisyonu kurulması ile ilgili olarak. İMSİAD çok etkin bir dernek ve üzerine düşeni de fazlasıyla yapıyor diyebilirim.

Sizce Bursa’nın cazibe merkezi neresidir?

Bir yerin cazibe bölgesi olabilmesi için konumdan ziyade bölgede bulunan yapılaşma büyük önem arz ediyor. İmarlı, planlı gelişen her yer talep görür ve cazibe merkezi haline gelebilir. Bursa’da uzun süre maalesef imara açılan arsa olmadığı için arsa fiyatları afaki boyutlara ulaştı.Yeni alanların imara açılmaması Belediye Başkanı Recep Altepe döneminde bir strateji olarak sunuldu. Mantıklı tarafları da yok değil. Yeni rezerv alanı bulamadığınız takdirde kentsel dönüşüme rağbet artacaktı. Fakat kentsel dönüşüm çözümsüzlük noktasında iken sektörü önünü açmak için yeni alanların imara açılması gerekir. Kısacası kentsel dönüşümü kayda değer bir şekilde hızlandırmak gerekiyor ya da yeni imar alanları açmak lazım. Şu an bakıldığında sanki Görükle, Hasanağa ve Kayapa taraflarında yeni imar alanları açılacak ve şehir o tarafa doğru kayacak gibi gözüküyor.

Malum pandemi dönemindeyiz. En çok etkilenen sektörlerin başında da inşaat geliyor. Pandemi Akyükselen İnşaatı nasıl etkiledi?

Maalesef pandemi dünyanın tamamını etkiledi. Bununla birlikte insan gücünün ağırlıkta olduğu inşaat sektörü daha fazla etkiledi. Biz de sıkıntılar yaşadık ve hala da yaşıyoruz çünkü ekip içerisinde herhangi bir şahsın testinin pozitif çıkması ekibin tamamının 14 gün karantinaya alınması sonucunu doğuruyor. Dolayısıyla bu da iş hızının kayda değer yavaşlamasına sebep oluyor. Bununla birlikte insanların satın almayla ilgili talepleri de ötelenmiş oluyor. Yani bu sıkıntılı pandemi sürecindeyken kimse yeni bir konuta geçmek, daire almak düşüncesinde değil, daha çok şu sürecin sonucunu bir göreyim ona göre karar vereyim gibi bir düşünceyle hareket ediyor.

Tam da bu noktada bir soru sormak isterim. Pandemi konut tercihlerini nasıl etkiledi? Bahçeli evlere ilgi arttı mı? İnsanlar artık nasıl konutlar tercih eder duruma geldi?

Pandemi sürecinde insanlar hem gelen yasaklardan hem de bireysel önlem açısından evlerine kapanmak zorunda kaldılar. Dört duvar arasına kapalı kalınca doğal olarak istekler arzular değişkenlik gösterdi. Daha ferah, yeşil alanların olduğu bahçeli konutlar tercih etme düşüncesi öne çıktı. Ancak şöyle de bir gerçek var. Yeterince arsa olmamasından mevcut olanların da fiyatlarının çok yüksek olmasından dolayı müstakil bir bahçeli ev yapmanın maliyeti çok yüksek. Dolayısıyla maliyeti yüksek olunca nihai kullanıcıya sunulan rakam da yüksek oluyor. Mevcut ekonomik şartları düşündüğümüzde herkesin ulaşabileceği bir konut tercihi olamıyor. Ama yine de bundan sonraki yapılaşmalarda müteahhitler de bu konut tercihini göz önünde bulunduracaktır diye düşünüyorum.

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.