Bursa'nın en yüksek projesine Dünya Mimarlık Oscarı

RÖPORTAJ

Bursa’nn en yüksek binası olacak Nilüfer Residence, Mimarlık Oscar’ı aldı.

Bursa önümüzdeki dönemde çok farklı bir yapıyla tanışacak. Nilüfer Residence. Daha inşaatına başlanmayan Nilüfer Residence’ın mimarı Gökhan Avcıoğlu ve Dara Kırmızıtoprak, proje ile dünya çapında saygın ödülleri toplamaya başladı. Projesini ve Bursa'yı konuştuğumuz Avcıoğlu, yapılaşmada dokular ve ruhlar açısından eskiye dönüş olacağı, bir sentez yaşanacağı inancında.
 
İmza attıkları projelerle Türkiye’yi uluslararası arenada birçok kez temsil eden Mimar Gökhan Avcıoğlu ile Dara Kırmızıtoprak, İlbak Holding ve Zeno Grup ortaklığında Zeno Yapı tarafından hayata geçirilecek olan Nilüfer Residence Projesi ile Avrupa Ödülü’nden sonra, dünyada Mimar Oscarları olarak bilinen International Property Awards’da Uluslararası En İyi Yüksek Bina 2011 Ödülü’nün de sahibi oldu.
 
Dünyaca kabul görmüş, uluslararası projelerde kalem oynatmış olan ünlü mimarların Bursa’da projede yapıyor olması kentimizde sektörde gelinen noktayı işaret ederken, Nilüfer Residence, bu yıl içinde adından da anlaşılacağı gibi Nilüfer’de start verilmesiyle Bursa’nın en yüksek binası olarak simge yapılarımızdan biri haline gelecek.
 
Türkiye’nin diğer kentleri gibi Bursa’nın da yürüme yolları ile her yerine rahat ulaşılabileceği bir ‘Kadın Şehri’ olması gerektiğini savunan Mimar Gökhan Avcıoğlu, son zamanlarda tercih edilen duvarlarla çevrili, hayatın sadece içeride olduğu konut projeleri yerine, Nilüfer Residence’da olduğu gibi, konut, ticaret merkezi, otel ve restaurantı ile herkes tarafından kullanılabilen, 24 saat yaşayan projelerin artması gerektiğini söyledi.
 
Bursa’da suyun katı, sıvı ve gaz halinin bir arada kullanılabileceği bir termal otel projesi üzerinde çalıştıklarını söyleyen Avcıoğlu’nun bir diğer isteği ise Çekirge ve Hanlar Bölgesi’nin dönüşümüne imza atmak. Eski yapıların yeni gelişmelerle yeniden gözden geçirildiği bir sentez dönemine girildiğine dikkat çekerek ‘Dokular ve ruhlar açısından eskiye dönüş olacak. Fabrika ayarlarına geri döneceğiz” diyen Avcıoğlu ile Nişantaşı’ndaki ofisi Global Architectural Development’ta (GAD) Nilüfer Residence ve Bursa üzerine söyleştik…
 
Nilüfer Residence’i tasarlarken, Bursa’yı ne kadar tanıyordunuz?
 
Bursa ile her zaman bir bağım oldu. Özellikle Bursa’daki kaplıcalar ve Bursa’nın İstanbul’a yakınlığı, Karacabey, kentin sahil tarafı, İstanbul’la ilişkisi bizim için hep tercih sebebi oluşturdu. Onların dışında Bursa, mimarlık için, mimarlık öğrencileri için camileri, medreseleri ve yerleşimleriyle çok önemli bir kent. Çünkü Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu yer. Örneğin Cumalıkızık, 30-35 yıl önce benim öğrenciliğimde sokak sokak çalıştığımız yerlerden bir tanesiydi. Sonra Çekirge Bölgesi.
 
Bütün erken dönem Osmanlı yapıları tek tek ziyaret ettiğimiz, hatta elimizde metre cetvel, eskiz kağıdı çalıştığımız yerlerdi. Bunun dışında meslek yıllarımda da çok sık ziyaret ettiğimiz bir yer olarak söyleyebilirim Bursa’yı. Fakat geçen süre içerisinde şu değerlendirmeyi yapabilirim; Bursa, Türk sanayisi ve Türk tarihi açısından en önemli şehirlerinden biri olmasına rağmen, şehir dokusu olarak, mimari olarak henüz kendini bu anlamda yeterince ifade edemedi. O yüzden de her şehirden farklı olarak Bursa, hep çocukluğumuzun, erken dönem hayatımızın yıldızlarından birisi olduğu için, orada her hangi bir proje söz konusu olduğunda, bizi diğer şehirlere nazaran daha çok heyecanlandırıyor. İstanbul zaten bizim kendi alanlarımızdan bir tanesi, Bodrum keza sürekli proje yaptığımız bir yer ama beklentimiz; ‘Bursa’da da her zaman bir projemiz olsun, bir ayağımız olsun diye düşünüyorduk.
 
Dolayısıyla böyle bir konu geldiği zaman, hem bildiklerimizi, düşündüklerimizi gerçekleştirebilecek hem de Bursa için yeni bir tanım, anlam yaratacaktık. Ve öyle de oldu…
 
Nilüfer Residence, 137,5 metre ile kentin en yüksek binası olarak Bursa’da bir dönüm noktası olacak. Tarihi bir kentte böylesine yüksek bir yapıyı tasarlarken neyi göz önünde bulundurdunuz?
 
Burada derdimiz ödül değildi. Bizim için önemli olan verimli bir proje olması, yatırımcıyı heyecanlandıracak, para kazandıracak yani değer kazandıracak, uzun ömürlü bir proje olmasıydı.
 
DK ve GAD, Nilüfer Residence ile Bursa’nın, Uludağ dahil 360 derecelik bütün perspektifinin bir anda izlenebileceği, bütün katlarına, tepesine çıkıldıkça gece- gündüz bütün o coşkuyu, farklılığı, enerjiyi, tarihi yansıtabilecek bir seyir alanı oluşturmaya çalıştı. Dolayısıyla neden bina organik yuvarlak bir formdan oluşuyor? Çünkü nereye dönsek bir şey var.
 
O yüzden sadece yola dönük, sadece tek noktaya dönük bir bina yapmak istemedik. Binanın en önemli farkı çevresine gösterdiği bu saygıdan kaynaklanıyor. İkincisi şekillenmesi eski Osmanlı mimarisindeki kıvrımlı, organik formların bugüne ait bir yorumu gibi görülebilir. Bunun dışında alt tarafı çok geçirgen ve çeşitli çarşı-pazardan oluşan bir bölüme sahip. Yukarıya çıktıkça ofis, ondan sonra konut, ondan sonra otel gibi bütün bunları kendi başına bir arada toplayan sevimli, şeffaf bir yapı söz konusu.
 
Nilüfer Residence, aldığı bu ödül ile Bursalılar’ı da heyecanlandırdı. Ödülün perde arkasını sizden dinleyebilir miyiz?
 
Biz bu projede Dara Kırmızıtoprak ve ekibiyle birlikte hareket ettik. Bizim ofisimiz Global Architectural Development (GAD) 35 kişilik, onların da 20-25 kişilik bir ekibi var.
 
Ortalama 50 kişilik bir takımız. Çeşitli projelerde bir araya geliyoruz ve böylece ofislerimizi aşırı büyüklükte tutmamış oluyoruz. Bir nevi çözüm ortaklığı yapıyoruz. Bu proje üzerinde 6 ay çalıştık. Bizim dışarıdan çeşitli meslek grupları ile yani uluslararası İmajbet bağlarımız var.
 
Londra’dan aldığımız davet üzerine gönderdik projeyi. Önce International Property Awards’da Best High-rise Architecture yani Avrupa’nın en iyi yüksek yapısı dalında büyük ödül aldı. Ardından Avrupa’yı temsilen bütün dünyanın katıldığı International Property Awards’da Best International High-rise Arcitecture ödülünü kazandık.
 
Dolayısıyla bizim de gururumuzu okşadı. Bir de özellikle İstanbul’un dışında böyle projemizin ödül alması bizi mutlu etti. Aslında bizim bir problemimiz oldu. İstanbul’da yaptığımız bir başka yapı ile Nilüfer Residence ilk finale kaldı. Sonra Nilüfer Residence kazandı. Yani hatta biz kendi kendimizle yarıştık. Bu ödüller, projeye bizden sonra katılacak yatırımcı grupların daha dört elle sarılmasını sağlıyor. Yani bu ödüllerin sağladığı bir iç dinamik var. Öte yandan bu ödüller son zamanlarda Türkiye’de yatırım, girişim, inşaat ve mimari anlamda gelişmelerimizi de simgeliyor.
 
ÖDÜLLÜ PROJE BİRAZ DİNLENECEK
 
Bir mimar için herhalde en önemli şey, bunun kağıt üzerinde kalmadığını ve kalıcı bir esere dönüştüğünü görmek olmalı. Ne zaman başlayacak proje? Neler bulacağız bu projede?
 
Tabi ki ama yine İlbak ve Zeno Grup ile Bursa’da ikinci bir projemiz daha var. İş merkezi projesi. Bu proje Nilüfer Residence’tan önce başlayabilir. Yani ödüllü projemiz biraz dinlendirilebilir. Ama çok değil, yakın bir zamanda, bu yıl içinde başlanır diye düşünüyoruz.
 
Proje ortaklarından Zeno Grup Ceo’su Recep Aydın’ın Nilüfer’de sahip olduğu ancak tam yerini açıklamak istemediği iki lokasyon var. Projenin toplam inşaat alanı 40 bin metrekare. 28 katlı binanın altında 7 bin 500 metrekarelik toplam 40 dükkandan oluşan ticari alan, yukarılara çıkıldıkça birleşip parçalanabilen modüler ama 1+1, 2+1 gibi çeşitli büyüklüklerde 120 daire yer alacak. En üst 12 katı, 120 odalı otel olarak, uluslararası bir zincir tarafından işletilecek. Zaten İlbak Holding’in uluslararası zincire bağlı başka otel yatırımları da var.
 
Nilüfer için de uluslararası gruplarla görüşüldü diye biliyorum. Binanın ortasında lobisinin, resepsiyonunun, bir takım sosyal alanların bulunduğu otelin bir giriş katı olacak. İnsanlar aşağıdan karşılama lobisinden ortadaki ana resepsiyona ulaşacak. En üst kattaki 360 derecelik panoramik şehir manzarasına sahip restaurantın hemen altında SPA ve kapalı yüzme havuzunun bulunduğu sosyal tesis var. 137,5 metre yüksekliğindeki yapının en tepesinde ise bir helikopter pisti bulunuyor. Proje bu şekilde kendi iç dinamiğinde barındırdığı konut, otel, ticaret merkezi, sosyal tesis gibi bölümlerle adeta 24 saat yaşayacak. Bu binanın içinden Bursa’ya bakmak çok keyifli olacak.
 
Etrafından geçerken tek bir yüzeyi olmadığı için, bütün Bursa’yı kucaklayacak. Binanın dışında mevsimlerin değişimine göre ışık yansıtılacak bir profil düzeni olacak, dolayısıyla Nilüfer Residence’ın gecesini, gündüzünü seyretmek de keyifli olacak.
 
ÇEKİRGE VE HANLAR BÖLGESİ’NİN
DÖNÜŞÜMÜNDE YER ALMAK İSTERİZ
 
Termal otelden başka proje...
 
Bir de bizim İstanbul’da yaptığımız Balık Pazarı, park ve meydan düzenlemesi gibi projelerimiz var. Son olarak Fatih Belediyesi’ne Gedikpaşa semti için çağdaş bir çarşı önerisi sunduğumuz GDKP Projesi ile MIPIM AR Future Project Awards 2012'de Master Planlama Ödülü’nü aldık. Yerel ölçek ve yerel karakteri referans alan GDKP ile İstanbul kent kültürünün ve yaşamının temel bileşenlerinden biri olan çarşı tipolojisine yeni bir yaklaşım getirdik. Bu kentsel dönüşüm anlamında elde ettiğimiz bir başarı oldu.
 
Bursa’da da bu tür projelere destek vermek isteriz. Ve esasında bir kaç kere bunu da konuştuk ziyaretlerimizde. Bursa kentsel dönüşüm, kentsel tasarım anlamında çok verimli. Bizi çok heyecanlandıran şehirlerimizden bir tanesi.
 
Bursa’nın neresinde kentsel dönüşümde yer almak isterdiniz?
 
Ahhh (İç geçirerek) Çekirge, Ulucami ve Hanlar Bölgesi.
 
Peki bu yönde bir çalışmanız var mı? Herhangi bir teklif geldi mi size? Ya da siz bir teklif hazırlığı içerisinde misiniz?
 
Her an göreve hazır olduğumuzu söyleyebiliriz. Kısacası İlbak Holding ve Zeno Grup’un elindeki yeni projelerle, termal ve kentsel dönüşüm gibi konularda da Bursa ile ilişkilerimizi sürdürmek istiyoruz.
 
İstanbul için ‘kadın şehri olmalı’ demişsiniz. Ya Bursa?
 
GAD’ın bulunduğu Nişantaşı’ndan birçok yere yürüyerek gidebiliyorsunuz. Ama bunun dışına gittiğiniz zaman bazı yerlerde yürüme yolları, yürüme alanları yok. İstanbul’un sadece araba için düzenlenmiş bir kentsel düzeni var. ‘Kadın şehri olmalı’ derken benim söylemek istediğim, kadınların daha rahat kullanabileceği, yani her yere rahat ulaşabileceği bir yer olması gerektiğiydi. Bu sadece İstanbul için değil tüm kentlerimiz için geçerli.
 
Yani bence kadınlar, yaşlılar ve çocuklar tarafından her şehir tasarımı test edilmeli. Bir aile şehri Bursa bizim için. Bursalılar’ın gezebileceği, tozabileceği, her yere yürüyerek gidebileceği bir şehir olmalı. Özellikle son zamanlarda konut projelerinde tercih edilen duvarlarla çevrili, hayatın sadece içinde olduğu bir düzen ama Nilüfer Rezidans’ta gördüğünüz gibi, altları dükkan, üstleri konut, otel, restaurant. Herkes tarafından altının kullanıldığı, her istediğinizi bulabildiğiniz ama yukarısı da konut ve otel olarak kullanılan bir yapıdan bahsediyorum. Bu tür projeler ile bu konuda belediyelerin ve yatırımcıların dikkatini çekmek istiyoruz. 
 
SENTEZ DÖNEMİNE GİRİLDİ
 
Peki Bursa’nın yapılaşması sizce nasıl?
 
Bütün Türkiye’nin yapılaşması gibi karışık ama ben şimdi yeni gelişmelerle bir sentez dönemine girdiğimizi düşünüyorum. Yapılanları yeniden gözden geçirdiğimiz bir zamandayız. Ve bence yeniden bu ilişkiler açısından, dokular ve ruhlar açısından eskiye dönüş olacağını düşünüyorum. Yani fabrika ayarlarına yeniden döneceğiz diyorum.
 
Siz Bursa’yı fabrika ayarlarına geri döndürmek için mi Çekirge’yi planlamak istiyorsunuz? 
 
Tabi tabi. Çekirge bir de Hanlar Bölgesi. Hanlar Bölgesi’ni unutmayalım lütfen. (Kahkahalar)
 
Hayalinizdeki Çekirge ve Hanlar Bölgesi’ni dinleyebilir miyiz?
 
Yaya özellikli, ama arabaları terk etmek değil de park edebileceğimiz yerlerin de düşünüldüğü, her yaş ve her kesimden insanların bir arada yaşayabileceği, 24 saat yaşayabileceği ve dışarıdan ziyaretçilerin de rahatlıkla gezip, yaşayanlarla gezenlerin birbirleriyle güzel kaynaştığı, birbirini rahatsız etmeyeceği bir proje düşünüyorum. Çünkü dediğim gibi keşke her zaman vaktim olsa tekrar, tekrar gelsem o yapıları tekrar, tekrar görsem. Bursa’ya her gittiğimde her gördüğümde yeni bir detay keşfediyorum.
 
Tarihi çok sevdiğiniz, değer verdiğiniz belli. Bu düşünceleriniz yaptığınız ödüllü yüksek binalar ile bir tezatlık oluşturmuyor mu?
 
Biçimsel olarak bir benzerlik tabiî ki bulamayabilirsiniz ama ruh olarak ve yaklaşım olarak benzerler. Amaç o zaten, repertuarı genişletmek. İlla her zaman devamlı kubbeler veya cumbalarla dolu binalar yapmayacağız tabiî ki. Ama ruh olarak, düşünce olarak, yaklaşım olarak onları takip eden binalar olmalı.
 
BURSA’YA TERMAL OTEL YAPMAK İSTİYORUZ
 
Gündeminizde Bursa için başka projeleriniz olacak mı?
 
Kesinlikle. Hele bizim için uzun yıllara dayanan bir tarafı olan, sıcak ve farklı baktığımız bir kent için tabi ki. Valiniz, Kaplıca Turizmi ile ilgili çok ciddi bir çalışma yapıyor. Biz de kaplıca konusuna çok önem veriyoruz. Bir tane Eskişehir’de böyle bir proje başladık. Ve ben özellikle projenin ortaklarından Zeno Grup Ceo’su Recep Aydın’dan rica ettim, o da temasları yapıyor; Bursa’da termal otel projesi yapmak istiyoruz.
 
Bursa’ya yakışacak, güzel bir eser ortaya çıkarmayı düşünüyoruz. Özellikle İlbak Holding ve Zeno Grup gibi yeni nesil yatırımcılar, yeni nesil Bursalılar ile bunu çok daha verimli bir şekilde yapacağımıza inanıyoruz. Bazı şeyler karalıyorum ama tabi yerine çok bağlı. Nasıl bir yerde olacak? Biz de heyecanla bekliyoruz Bursa’da bir yer olsun diye.
 
Ben suyun üç halini kullanmak istiyorum tasarlayacağım kaplıcada. Esen rüzgarlarla SPA gibi şeyler gündeme gelince hamam biraz unutuldu. Şimdi bunu yeniden hatırlatmak, o hamam kültürünü devam ettirmek istiyoruz.
Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.