Astaş Aries'i zirveye taşıyacaklar

RÖPORTAJ

Üç ortakla projelerini ve hedeflerini konuştuk

Yıllarca yurtdışında şantiyelerin tozunu yuttuktan sonra Bursa’ya dönüş yapıp Astaş Aries’i kuran İsmet Kaan Asrak, Kubilay Kırçı ve Lokman Coşkun, bilgi birikimlerini birleştirerek kentin en prestijli konut projelerini üretmeye başladılar.

İnşaat mühendisleri İsmet Kaan Asrak ve Kubilay Kırçı ile Ekonomist Lokman Coşkun’u bir araya getiren Astaş Aries, Bursa’nın kent yaşamına yeni bir boyut kazandırmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bursa’nın en iyisi olmak hedefiyle yola çıkan üç ortak, Atabulvarı’nda yaptıkları Adabahçe projesi ve Balat’taki Dikencik Meşelibahçe Evleri projesiyle inşaat sektöründe kalite çıtasını yükseltti. Konut ve Yapı’ya Astaş Aries yolculuğunu ve hedeflerini anlatan üç ortakla şirketin dününü, bugününü ve geleceğini konuştuk. Sektörün doğruları ve yanlışlarını birlikte değerlendirme fırsatı bulduk.

Öncelikle sizi tanımak isteriz. Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? Sektöre giriş hikâyenizi anlatır mısınız?

İsmet Kaan Asrak:
1967 Sivas doğumluyum. Bursa’ya 1975 yılında taşındık. Doyduğumuz yer Bursa diyebilirim. Baba mesleği olan mühendisliği tercih ettim. Yıldız Teknik Üniversitesi’nden İnşaat Mühendisi olarak mezun oldum. Mezun olduktan sonra ilk işim Ankaray Projesi’nde çalışmak oldu. Daha sonra Özbekistan ve Moskova’da çeşitli şantiyelerde görev aldım. O süreçten sonra da Türkiye’ye dönerek Yeşil Şehir’in altyapı ve zemin iyileştirme işlemlerinden sorumlu oldum. Bir süre Eskişehir’de çalıştıktan sonra, Bursa’ya dönerek Bursaray projesine girdim.

Kubilay Kırçı:
Bursa’da 1969 yılında doğdum. Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra ODTÜ İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Benim babam da İTÜ mezunu yüksek mühendis ve mimar. Üniversite sınavı sırasında mimarlık istemiştim ama babamın tavsiyesiyle mühendisliği tercih ettim. Aslında çalıştığım işlerde mimar gibi görev aldım. Yaptığımız işlerle çevremizdeki herkesi memnun ettiğimizi düşünüyorum. Bursa’da ilk olarak BUTTİM’in inşaatında gönüllü olarak çalıştım. Askerliğimi yaptıktan sonra da Moskova’ya gittim.

Lokman Coşkun:
1964 Sivas doğumluyum. Uludağ Üniversitesi Ekonometri bölümünden mezun oldum. İnşaatçılık aileden geliyor. Okul sonrası birkaç sınava girdim ama aklımız hep inşaattaydı. İnşaatta finansmanı çok iyi bilmek gerekiyor. O yüzden ekonomist olmamın avantajlarını kullanıyorum. Enka, Zorlu ve Eczacıbaşı gibi gruplarla da çalıştık ama ağırlıklı sanayi sektörünün ince işler kısımlarında tecrübem oldu. Beton nasıl işlenecek çok iyi bilirim. 2005 yılında konut sektörüne ağırlık verdim. Sağlam ve kaliteli konutlar yapmaya çalışıyoruz.

Yoğun iş hayatınızın haricinde hobilerinize de vakit ayırabiliyor musunuz?

İsmet Kaan Asrak

Ortaokul yıllarında yüzmeye merak sardım. Oyak Renault kulübünde uzun süre yüzme sporu yaptım. Türkiye çapında derecelerim de var. 6 yıl sırt üstü yüzme rekoru bende kaldı. Şu an tabii biraz uzak kaldık. Yüzmenin devamında sutopu oynadım. Kışın da dağa giderek kayak yapmayı seviyorum. Eskiden imkânlar kısıtlı olduğu için babama yalvarırdık ‘bizi dağa götür’ diye… Şimdi artık daha çok fırsatımız oluyor. Sporla ilgiliyim, hareketli bir insanım.

Kubilay Kırçı

İlgi alanlarımın başında karting geliyor. Ama son bir senedir yapamıyorum. Yere çok yakın bir konumda hızla o aracı sürmek beni deşarj ediyor tabii tüm güvenlik önlemlerini almak koşuluyla.

Kentsel dönüşümle ilgili neler söylersiniz? Deprem hayatımızda neleri değiştirdi? Bursa’daki eski yapılarla yenilerin arasındaki farklar neler?

İsmet Kaan Asrak:
Deprem konusu ülkemizin bir gerçeği aslında! Birçok bilinen fay hattının ülkemizden geçtiğini biliyoruz. 1999 depremine kadar ülkenin doğusunda depremler oluyordu ama pek algılanmıyordu. Bu afetten sonra 3 kere deprem yönetmeliği değişti. 1999 depremi öncesinde inşa edilen binalar, günümüz binalarına göre çok kötü. Tüm bunları bir arada düşünürsek şehirde eski binaların yıkılıp yeşil alanların da daha fazla olacağı site tarzı yapılaşmalar olmalıdır. Bursa’mızda maalesef yeterli imarlı alan açılmıyor. Zemini kısmen bozuk olan yerlere sürükleniyor. 2025’e kadar Bursa’nın nüfusunun 5 milyon olacağı söyleniyor. Ama burada dikkat edilmesi gereken biraz daha tepelik yerlere yerleşimler yapılmalı ve konutların sanayiden ayrıştırılması gerekmektedir.

Kubilay Kırçı:
Eski bina stoklarının yoğunluğundan dolayı kentsel dönüşümün Bursa için şart olduğunu düşünüyorum. Mesela dairelerde tek bir perde var. Sağlamlık ve statik açısında bizim yaptığımız binalar ile çok büyük farklar var. Bir depremi atlatmak o binanın dayanıklı olduğu anlamına gelmez tam tersi zayıfladığının göstergesidir. Binalar depremi yaşadıkları için yüzde 10 civarında güç kaybettiler. Dolayısıyla kentsel dönüşüme sıcak bakıyoruz. Kentsel dönüşüm yapılırken ihtiyaçlara cevap verir, kaliteli binalar yapılması lazım. Biz de firma olarak bu süreçte yer almak istiyoruz. Devlet bu konuda kredi imkânları da sunuyor. Vatandaşların da bu konudan yarar sağlayarak çıkacağını düşünüyorum.

Lokman Coşkun:
Tek başına devletin bu işi çözmesi mümkün değildir. Müteahhitlerin, özel sektörün elini taşına koyması gerekiyor. Kişiye özel projeler değil de şehrin geleceğine yönelik çalışmalar olması gerekiyor. Özellikle Ankara yolunun alt tarafı, ovaya yakın bölgeler, Bağlarbaşı civarından maalesef kalitesiz binaları görüyoruz. Bunların önüne geçebilmek için daha radikal kararlar alınması gerekiyor. İnsanlar tabii ki kazanç elde etsin ama doğru projelerle bu işin altından kalkılmalıdır. Yani kentsel dönüşüm belirlenen bir sistem üzerinden yürütülmeli.

İnşaat sektöründe Bursa’da önemli gelişmeler yaşanıyor. Sektörün son durumunu Bursa özelinde değerlendirebilir misiniz? Sektörün genel olarak sorunları nelerdir?

Kubilay Kırçı:
Bursa esasında İstanbul’a çok yakın olmasına rağmen biraz gölgede kalmış gibi bir pozisyonda. Sanayimiz çok güçlü ama kültürel ve turistik anlamda İstanbul’a Betvole oranla geride kaldığımızı düşünüyorum. Keza çevre yolunun bile en son yapılan illerden biri Bursa’dır. Bursa’da zincir ve marka oteller ciddi şekilde yapıldı. Bunlar sonuçta uzun vadeli projeksiyonlarla yapılır. Dolayısıyla bu durum Bursa’ya insanların daha çok ilgi duyacağını ortaya koyuyor ve konut ihtiyacının her gün artacağını gösteriyor. Bugün artık küçük ve ayrı ev talepleri de arttı. Bursa bu inşaat sektöründe geleceği olan bir il. Sadece konut değil sanayi olarak da yeni inşaatların başlayacağını düşünüyorum. Karacabey ve Mustafakemalpaşa taraflarına doğru Bursa’nın daha da büyüyeceğini öngörebiliriz.

İsmet Kaan Asrak:
Yeni deprem yönetmeliğinden sonra da maalesef kalitesiz yapılar yapan meslek dışı insanlar türedi. Malzemeden çalan, kötü imalat yapan bir sürü müteahhit var. Rekabet konusunda sıkıntılar yaşamamıza neden oluyor tabi bu duruyor. İmarlı alanlar da yeterince açılmıyor. Ertuğrul, Özlüce, Balat hemen hemen dolmuş durumda. Şu anda batıda imarlı alan açılmıyor. Bu durum da arsa sahiplerinin elini güçlendirince haksız rekabet dediğimiz durum ortaya çıkıyor. Herkes inşaata girip, “yüzde 45-50 konut veriyorum” deyince çok kalitesiz yapılar inşa ediliyor. Yapı stokunu yenileyelim derken 1999 depreminin öncesindeki kalitede binalar yapılmaya başlanıyor.

Lokman Coşkun:
Arsa maliyetlerinin Bursa’da çok yüksek olması direkt konut satışlarını etkiliyor. Bu maliyetlerle çalışmayan bir kurum var o da TOKİ… Birçok avantaja sahip… Özel sektöre de aynı şartlar da imkân tanınsa rekabetin daha kuvvetli olacağına inanıyorum. Tabii ki ihtiyacı olan insanlara ekonomik konutlar yapmalılar ama lüks konuta kesinlikle girmemeleri gerekiyor. İkinci bir konu da, TOKİ daha çok İstanbul ve Ankara’dan gelen firmalarla çalıştığı için Bursa’nın birikimleri yine merkeze gitmiş oluyor. TOKİ’nin şehrin ticari hayatına zarar verdiği maalesef bir gerçektir.

Konut ve gayrimenkul alanlar özellikle hangi konulara dikkat etmeliler.  Sağlam ve kaliteli konut sıradan bir insan tarafından ayırt edilebilir mi? Sonuçta ciddi birikimler karşılığında alınıyor.

Kubilay Kırçı:
Sonuçta insanlar bazen konut alabilmek için emlakçılar vasıtasıyla konutlara ulaşıyorlar ancak o konutun sağlam olup olmadığına yönelik bir araştırma için para ayrılmıyor. Yurdumuzda böyle bir sistem yok. Ciddi birikimlerinizi ortaya koyuyorsunuz ama bunu ekspertize etmek için herhangi bir ödenek ortaya konulmuyor. Bağımsız denetçiler tarafından bunun betonarme yapısının sağlam olduğu, zemin altyapısının doğru yapılıp yapılmadığını müşteri bilmiyor. Bence böyle bir ihtiyaç var. Yani bir konuta 300-500 bin lira veriyorsanız, o konutun sağlamlığının tespiti için de 2-3 bin lira harcamalısınız.

İsmet Kaan Asrak:
Buna ek olarak; üç ortak bir müşterimiz gelince hepimizde aynı replikler oluştu. Mutlaka müşterimizi otoparkımıza indiriyoruz. Kullanılan perdelerin yoğunluğunu ve teknik detayları anlatıyoruz. Binanın statik sistemini ve kemik yapısını, hangi beton firması ile çalıştığımızı söylüyoruz. Tüm aşamaların da de görselini sunuyoruz. Müşteriyi biz kısmen bilinçlendirmiş olsak da konut alıcısına binaların röntgenini çekecek bir hizmeti mercii olması lazım. Maalesef vatandaşımız, bir inşaat mühendisini getirip şu bina sağlam mı değil mi diye yardım almıyor. Yapı denetimde bu raporların hepsi var ama insanlarımızı bunu bilmiyorlar. Biz ne yaptığımızı tüm detaylarıyla müşterilerimize anlatıyoruz.

Balat ve Atabulvarı’nda hayata geçirdiğiniz projeler var. Projelerde kullandığınız isimlerinin bir hikâyesi var mı? İleriye yönelik yatırım hedefleriniz neler?

Kubilay Kırçı:
Şirketimiz iki ayrı şirketin birleşiminden oluştuğu gibi İsmet Bey’in kendi başına yaptığı projenin adı Meşelibahçe Evleri’ydi. O da meşe ağaçlarından dolayı bu ismi vermişti. Balat’ta çok kaliteli ve nezih bir site olarak biliniyor. Balat’ta en kaliteli sitelerden biri. Biz de çağrışım yapsın diye yeni projemize o ismi kullanmak istedik. Arsa sahibimiz de Dikencik ailesi olduğu için Dikencik Meşelibahçe Evleri adını verdik. Atabulvarı’ndaki isim için ise oldukça zorlandık diyebilirim. Birçok farklı fikir ortaya çıktı. Bu işi reklam şirketimize pasladıktan sonra kendi içerisinde bir ada, bir parsel olduğu için Meşelibahçe’den de etkilenip Adabahçe dediler. İsme de biz bir anda ısındık. Üç blok var, ortasında da bir havuz olunca kendi başına bir ada gibi ortaya çıktı. Birbiriyle de uyumlu olduk. Balat’ta 2. etaba da başlayacağız temmuz içerisinde. Onun ismi de Dikencik Meşelibahçe Evleri Etap 2 olacak.

İsmet Kaan Asrak:
Atabulvarı’nda Metro Kuzey denilen bölgede 56 dairelik Adabahçe projemiz var. Şehre yakın bir lokasyon burası. İmarlı ender yerlerden biri. Mudanya ve İzmir yoluyla bağlantı noktasında, metro istasyonuna, alışveriş merkezleri ve sanayiye yakın bir noktada. 2+1 ve 3+1 daha butik, daha çekirdek ailelerin yaşayabileceği daireler planladık. Yüzme havuzlu ve güvenlikli bir site oluşturduk. Yapının sağlamlığı yine olmazsa olmazımız. Yerli ve birinci sınıf ürünlere yer verdik. Garantili ve uzun soluklu olmasını sağlayabilmek önemli… Yani daha ulaşılabilir, ekonomik daireler planladık. Balat ise konsept olarak kapalı otoparklı, yüzme havuzlu, sosyal tesisli daha site tarzında kaliteli ve büyük yapıların olduğu bir bölge. Villalarından gelen müşterilerimiz var. Genellikle yüksek gelirli insanlarımızın tercih ettiği bir lokasyon. Her yere ulaşımı çok rahat ve avantajlı. Projemizin en büyük özelliği ormana yakın olması. Eşsiz havasıyla manzaramız her zaman açık olacak.

Lokman Coşkun:
Şirketimizin kısa vadeli hedefleri arasında temmuz ayında başlayacağımız Dikencik Meşelibahçe Etap 2 Evleri var. Ama yine hedeflerimiz içerisinde kentsel dönüşümde yer almak ve şehrin batısında orta ve üst düzey gelir gruplarına hitap edecek projeleri hedefliyoruz. Uygun yerleri bulduğumuzda çalışmalarımızı başlayacağız. Yine bu sektörün içerisinde kaliteli konutlar üretmeye devam edeceğiz. Kararlı ve sağlam adımlarla yolumuza devam edeceğiz.

 

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.