Gündüz oturma, gece ise yatma talebinin artması ve hızlı kentleşme ile ortaya çıkan bir üründür Çek-yat. Bunlara ek olarak çoğu Çek-yat, bazası sayesinde depolama görevi de görmektedir.
Tüm bu işlevlerin tek bir üründe toplanıyor olması, evlerdeki odaların niteliklerinin değişebilmesine olanak sağlamaktadır: Gündüz oturma odası olarak kullanılan bir oda, gece Çek-yatın açılıp yatak haline getirilmesiyle yatak odasına dönüştürülmektedir. Dolayısıyla, evin oda sayısı değişmese de “esnek” hale getirilebilmektedir.
İlk icat olunduğunda, arka kısmı kütüphane ve kapaklı depolama alanı ile oturma kısmı tekerlekli olarak öne çekilerek yatak konumuna getirilir iken, ilerleyen zamanda katlanma mekanizmasının icadı ile bir devrim yapılmış ve sırt kısmı ile oturma kısmı mekanizmalı olarak hareket ederek yatak pozisyonuna gelmesi sağlanmıştır. Her iki sistemde de depolamaya önem verilmiş, evlerin küçülmesiyle birlikte depolama ihtiyaçlarını gideren önemli bir mobilya parçası olmuştur.
İlerleyen dönemlerde mekanizma sistemlerinin gelişmesi ile birlikte, tek kişilik, çift kişilik, boyuna açılan veya enine açılan tarzda Çek-yatlar üretilmeye devam etmiştir.
O kadar beğenilmiştir ki, oturma gruplarının üçlü koltuğunun da içine adapte edilerek salonlarımızı şenlendirir olmuş ve misafirlerin kalıcı olması durumunda en pratik yatak haline gelmiştir.
Türk insanı için, yerde oturup bağdaş kurma yönteminden yüksek oturmaya çıkışın başlangıcıdır, Çek-yata transfer. Bir kendini ifade ediş, zenginlik sembolü ve evlere tasarımların girmesinin ilk adımıdır.
Basit bir ahşap tabla ve ayaklar ile yapılan sedir, yaylı olarak kullanılan somya divan ve devamında Çek-yat, Türk insanının da ekonomik ve sosyolojik gelişimini göstermektedir. Köyden şehre uzanan bir yolculuğu ve şehirde oluşan ihtiyaçlar kuşkusuz bunun önemini artırmıştır. Şehre göçen insanların artık köylere gittiğinde duyduğu konaklama ihtiyacı ise köylerin de yer yatağında yatmaktan vazgeçip, Çek-yata çıkma ihtiyacını tetiklemiştir.
Çek-yatların avantajlarının her zaman dezavantajlarından fazla olmasına rağmen, son dönemlerde alt kültüre dahil olmama düşüncesi ile yavaş yavaş satışının azaldığı ve eski gösterişli baş köşesinden indiği görülmekte, üreticilerinin Çek-yat gibi görünmeyen Çek-yatlar üretme durumunda kaldıklarını görüyoruz.
Halbuki, Biga’nın, ilçeler arasında en çok ve zengin köylere sahip olması sebebiyle Doğtaş Mobilya gibi bir markanın çıkış ve yükseliş öykülerine konu olmuş, İstikbal Çek-yat gibi, sağlamlığı temsil eden bir mobilya olması sebebiyle tek başına satış rekorları kırmış bir üründen söz ediyoruz.
Bir dönemin, mahalle aralarındaki üreticilerin bile, bir tabanca bir kompresör yardımıyla koltuk üreticisi olduğu dönemlerden, ülkenin en büyük mobilya sanayicilerine kadar cirolarının en yüksek kalemini sağlayan bir üründü Çek-yat.
Günümüzde, her ne kadar satış rekorları kırmasa da, hatırı sayılır bir satış miktarına sahip olan Çek-yatlar, artık Tüketici Hakem Heyetleri ve Tüketici Mahkemelerinin de mobilya konusundaki en başta gelen sorunlarını oluşturuyorlar.
Gelişen süreçte hala bir tabanca bir kompresör üretim yapan, firma adı büyüyen ama teknik altyapısını geliştirmeyen firmalar, üretime hala karlılık olarak bakan patronlar sebebiyle uzun bir dönemin gözbebeği, mahkeme kapılarında sürünmektedir.
Önemli ve “Türk işi” gördüğüm bir mobilyanın bu durumda olması üzücüdür. Üzerinde yapılacak Ar-Ge, Ür-Ge çalışmaları ile daha geliştirilebilir ve dünya pazarlarına sunulabilir olduğunu düşünüyorum. Ancak önce “Kalite” tabii ki…