banner38

Proje çok estetik yok

İç mimar Korkmaz, “İnşaatlar artmasına rağmen bu durum mimari kültürümüze zenginlik olarak yansımıyor” dedi.

RÖPORTAJ 21.10.2015, 16:12 21.10.2015, 16:12
Proje çok estetik yok
Lokomotif misali birçok sektörü peşine takan ve ekonomik büyümenin önemli dinamiklerinden biri olan inşaat sektörü, özellikle son dönemlerde teknolojinin ilerlemesi, malzemelerin çeşitlenmesi, yurt dışı yatırımcılarının artması, yönetim istikrarı ve kentsel dönüşüm girişimlerinin hızlanmasıyla büyük bir gelişim gösterdi. Bu denli gelişim gösteren inşaat sektöründe yapılan projelere bakıldığında mimari açıdan aynı gelişimin görülmediği söylenebilir.

Şehirler mimarileriyle ön plana çıkar, medeniyetler mimari eserleriyle hatırlanır. Türkiye'nin özellikle de İstanbul, Bursa İzmir, Ankara gibi büyük şehirlerin kocaman birer şantiye alanına dönüştüğünü görüyoruz. Yeni hayat tarzlarını düşledikleri oranında bizlere sunan mimarların genç kuşak temsilcisi SMD Studio’nun Kurucusu İç Mimar Serap Korkmaz mahalle kültüründen çok uzaklaşmış yaşam merkezleri, çarşı-pazar ruhunu kaybeden AVM’lerin her yanımızı kapladığını söylüyor.

 

·        Serap Korkmaz kimdir, kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?

1988 İstanbul doğumluyum. 2008 yılından beri de Milano’da yaşıyorum.  4 yıl önce Istituto Europea Di Design’da (IED) iç mimari tasarım eğitimimi tamamlayıp, Bovisa’da Riccardo Giovanetti Studio ile çalışmaya başladım. Daha sonra Scuola Politecnica Di Design’da (SPD) İç Mimarlık Bölümü’nde yüksek lisansımı tamamladım. Aynı süreç içerisinde Studio Mutti Architetti’de görev aldım. Milano’da uluslararası sergilerde işlerimle yer aldım. Tasarım dünyasının en önemli etkinliklerinden biri olan ve her yıl Nisan ayında gerçekleşen Salone Del Mobile’de, 2013 yılında yer aldığım ve seçilmiş genç tasarımcıların ürünlerine yer verilen Satellite Sergisi bunlardan biriydi. Su anda da Milano ve İstanbul arasında gidip geliyorum.

SMD EN BÜYÜK HAYALİMDİ…

·       SMD Studio’dan kısaca bahseder misiniz
2014 yılının Kasım ayında iç mimarlık ve endüstri ürünleri tasarımı alanında hizmet vermek üzere kendi ofisim olan İstanbul ve Milano merkezli SMD Studio’yu kurdum. Hem İtalya hem de Türkiye’deki ünlü tasarımcılarla çözüm ortaklıklarımız bulunuyor. SMD, adını ailemin ve benim isimlerimizin baş harflerinden alıyor. İnsan yaptığı her işin kalıcı olmasını ya da attığı her adımın sağlam olmasını ister. Çocukken en büyük hayalim bir gün yaptığım iş ne olursa olsun SMD’yi marka haline getirmekti. Bu hedefe yönelik ilk adımlarımı atmış durumdayım.

 

·        Şu ana kadar hangi önemli projelere imza attınız?

Farklı konseptlerde birçok projede yer aldım. İtalya’nın Lecce kentinde çiftlik restorasyonu projesi, Milano’da Riccardo Giovanetti beraberliğinde yapmış olduğum stant tasarımları, ürün tasarımları, restoran ve ofis projeleri şeklinde özetleyebilirim.

·        Devam eden projeleriniz var mıdır?

Ofis ve konut projemiz bulunuyor. Proje hazırlık aşamasında bulunan, detaylandırılmaya hazırlanan İzmir’in Buca İlçesi’nde bir toplu konut projesi var. Son olarak şu anda tamamladığım Çesme Dalyan’da villa dışında yakın bir zamanda Urla da farklı konseptten oluşan villa projesi ve küçük ölçekte yer alan stant tasarımı projesi de devam eden işlerimizden bazıları.

·       Çizdiğiniz projelerde en çok nelere dikkat edersiniz? Olmazsa olmazlarınız nelerdir?

Estetik, kalıcılık ve fonksiyonellik ten sonra üretim aşamasında önce tasarımcının önerileri gerçekleştirilmesi sağlanması gerekir. Ama bu her şey problemsiz geçecek anlamına gelmiyor. Proto type aşamasına gelince zaten bütün problemler ortaya çıkacak. Burda çalıştığınız firmanın tecrübesi çok önemli, tasarımcı bir noktaya kadar, belki sadece estetik tarafını üstüne alır, ürünün birde bir iç hayatı vardır burda genelde tasarımcılar cok zorluk çekerler tecrübe gerekiyor ve firmaların tecrübeli olması çok önemlidir. Böylece tasarlanan parça en yakın zamanda üretime geçebilir. Önemli nokta tasarımcı ve üreten firmanın beraber çalışması, problemleri beraber çözmesidir.

TÜRKİYE KOCAMAN BİR ŞANTİYEYE DÖNÜŞTÜ…

·        Türkiye’deki mimari gelişimi nasıl yorumlarsınız?

Türkiye özellikle de İstanbul çok büyük bir şantiye alanına dönüştü. Her sokakta yeni bir inşaatın yükseldiğini görüyorum. Mahalle kültüründen çok uzaklaşmış yaşam merkezleri, çarşı-pazar ruhunu kaybeden AVM’ler göze ilk çarpanlar. Son zamanlarda özel sektöre ve kamuya ait inşaat yatırımlarının artmasına ve kentsel dönüşüme dair girişimlerin çoğalmasına rağmen bu durum mimari kültürümüze zenginlik olarak yansımıyor. İnşaat sayısının çokluğu ile mimarlığın gelişim düzeyinin aynı olduğunu, artan nicelik karşısında niteliğin de değer kazandığını söylemek oldukça güç.

·    Şehirler mimarileriyle ön plana çıkar, medeniyetler mimari eserleriyle hatırlanır. Bunun ışığında ülkemize baktığımızda her şehrin birbirine benzediğini görüyoruz. Bunu bir mimar olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Geçmişten günümüze her devirde arkamızda bıraktıklarımız ve geleceğe aktaracağımız kalıcı eserler önemlidir. Bu yüzden de bizim ülkemizin artık mimariye ve eserlere vereceği önemin değerini gün geçtikçe arttırması gerekir. Her şehrin kendine özgü bir dokusu ve tarzı vardır mümkün olduğunca onları koruyarak aynılaşmaktan uzaklaşıp farklı olmaktan korkmamak gerekir. Şehir şehir nasıl yemek kültürümüz değişiyorsa iklim ve coğrafyasına uygun bir şekilde, mimari açıdan eserleriyle, anıtları ve mimari yapısı ile birbirlerinden ayrı özellikte olması gerekir.

YIKIP YENİDEN YAPMA MİMARİ AÇIDAN YETERSİZDİR

·       Son olarak bir mimar gözüyle, kentsel dönüşümün nasıl olması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Kentsel Dönüşüm çalışmaları kentteki sorunlu alanların sağlıklı ve yaşanabilir hale getirebilmesi için yıkıp yeniden yapma, sağlamlaştırma veya yeniden yapılanması için proje üretilmesi ve uygulanmasıdır. Kentin dokusunu bozan sorunların giderilmesidir fakat bu yapılırken dikkat edilmesi gereken ekonomik sosyal ve kültürel boyutlarında dikkate alınmasıdır. Bir binanın yıkılıp üzerine aynı şekilde daha sağlam bir yapı yapılması mimari açıdan yeterli değildir. Ada bazında ele alıp yerinde projelendirme yapılmalıdır böylece toplumun daha kaliteli ve rahat bir şekilde yaşamasına yeşil alan, otopark, oyun alanları gibi olanaklar sağlayarak yasam kalitesini yükseltebiliriz. Bunun için vatandaşta bilinçli ve sağduyulu olması gerekiyor.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
parçalı bulutlu